Dileğimin esası, özeti şudur: hayatı uyumak. Hayatı, yaşanmış olarak arzulamayacak kadar çok seviyorum; yaşamamayı ise, hayatı fazlasıyla yakışıksız bir şekilde arzulamayacak kadar seviyorum.
Kendimi tanımanın utancını yaşadım. Bu azabın sonunda ne yüceliyor insan, ne de birkaç gün içinde diriliyor, tek yapabildiğim çilenin bütün iğrençliğine katlanmak oldu.
Bir insan enkazından, eskaza hayatta kalmış bir piçten, henüz hastanelik olmamış bir deliden122 başka bir şey olmadığımızı teslim etmek sıkı bir entelektüel cesaret ister; ama bütün bu olguları sineye çektikten sonra, kaderimize mükemmelen uyum sağlamak, Doğa’nın bedenimize layık gördüğü laneti isyan da etmeden boyun da eğmeden, elimizi bile kaldırmadan, hatta kaldırmaya yeltenmeden kabul etmek için, daha da büyük bir ruh cesareti lazımdır.