Hilm

İslam alimleri besmelenin "be" si üç anlam içerir, derler. Birincisi "istiane" manasıdır ki bir işi yapmaya başladığında, besmele çekerek yardım istiyorsun. Bu işi başarıyla gerçekleştirebilmek için Allah' tan yardım diliyorsun, medet umuyrsun. Çünkü bütün peygamberler şu cümleyi bir düstur edinmişlerdir; (Hud 88) "Fakat başarmam Allah' ın yardımına bağlıdır." Benim başarım ancak ve ancak Allah ile mümkündür. Besmele Allah'tan yardım talebidir. En basit örnek üzerinden ifade edecek olursak, su içerken besmele ile Allah' tan yardım istiyoruz. Suyun genzimize sıçramasından, nefes borumuza kaçmasından ya da vücudumuza girdikten sonra dışarı atılana kadar onun zararlarını def etme, faydalarını celp etme konusunda O'ndan yardım istiyoruz. İkincisi "musahabe" manasıdır ki bir insan besmele çektiğinde Aziz ve Celil olan Allah ile beraber olduğunu kendi kendine telkin eder. Allah benimle birlikte, O bana şahdamarımdan bile daha yakın, ben ne kadar O' nunla birlikteyim? Bu bilinci her besmele yeniden inşa eder, yeniden tazeler ta ki insanı "ihsan"ın en üst mertebesine ulaştırsın. Besmele bilincin kapısıdır. Besmele insanın ameline vurduğu kulluk mührü, amelde tecelli eden kulluğun tapusudur. Üçüncüsü "vekile" manasıdır ki Allah' ın insanı yeryüzünde halife kılmasıdır. Allah' ın insan için kullandığı en üst düzey onore edici kavram, "halifelik' ' kavramıdır. İnsan, halife-i ru-yi zemindir. Yani halife olan insan yaptığı her vazifeyi kendisini vazifeli kılan Zat için yapar. O'nun adına yeryüzünü maddi ve manevi açıdan mamur kılar, imar eder. Bir insan haram olmayan bir işin başında besmele çektiğinde, o işi Allah adına, Allah namına, Allah rızası için yaptığını ifade eder. Yani her besmele insanın var oluş bilincinin yeniden deklarasyonudur.
Reklam
İnsanın yaptığı işler, davranışlar Arapçada iki başlık altında değerlendirilir; Fiiller ve ameller. Fiil; vasıfsız, hedefsiz iştir. Başka bir ifadeyle insanın hayvanlarla müşterek olarak yaptığı davranışlardır, hallerdir. Mesela bir insanın yemek yemesi, fiildir. İnsan da bir şey yer, herhangi bir hayvan da ... Fiil olması bakımından insanın yaptığı iş, hayvandan ayrılmaz. Peki, bir işi fiil olmaktan çıkaran, onu amel yapan şey nedir? O işi yapanın o işe atfettiği amaç, gayedir. O gayeyi atfettiğinde o iş fıil olmaktan çıkar, amel olur. Örneğin bir insan karnını doyurmak için yemek yediğinde bir fiil gerçekleştirmiş olur. Ama insan besmele çekerek yemeğe oturursa, besmele çekerek uyursa, besmele çekerek güne başlarsa onun fiili artık diğer canlıların yaptığı fiillerin üzerine çıkar; amel olur ve insan o işten Allah' ın katında sevap kazanır. Onun için bir insan besmele çekip yemeğe başladığında, eğer haramla beslenmiyorsa doyana kadar ibadet halindedir. Bir insan besmele çekerek uyursa, eğer haram bir şekilde, haram bir yerde uyumuyorsa uyanana kadar ibadet halindedir. Besmele bizim günlük, sıradan işlerimizi salih amel haline getiren bir niyet deklarasyonudur. Besmele çektiğimiz zaman artık o iş Allah' ın rızası için yapılan bir ibadete dönüşmüş olur.
Efendimiz (sav) bir ifadesinde buyuruyor ki; "Kimin gayesi, tasası, derdi, misyonu, hedefi Allah ise, ahiret ise, Allah (cc) onun iki yakasını bir araya getirir. Ve onun kalbine öyle bir kanaat yerleştirir ki, her şeye karşı müstağni, ihtiyaçsız hisseder kendini." (Tirmizi, Sıfacü'l-kıyame, 30)
Kur' an' ı bütün dertlerinin devası, bütün problemlerinin mutlak çözümü olarak gören bir zihniyetin, Kur' an' a susamışlığın ifadesidir. İnsanların yerken, içerken, eğlenirken hangi aktiviteyi yaparlarsa yapsınlar aradıkları mutlak iç huzuru, aradıkları mutlak sükunet Kur' an' dadır. Mutluluğun can damarı Kur' an'dadır. Kur' an' ın çizdiği ufku, açtığı pencereyi, onun dışında bir şeyin açmasına imkan ve ihtimal yoktur. Çünkü,(Ra'd 28) "Bilesiniz ki gönüller ancak Allah' ı zikrederek huzura kavuşur." Kalpler sadece ama sadece Allah' ın zikri ile tatmin olur. Ve zikrin seyyidi, Kur' an-ı Azimüşşan'dır.
Öteyi tayin eden beridir/ahireti belirleyen dünya. Bu dünya ahiretin tarlasıdır. Bu dünya dar-ı imtihandır. Eğer imtihanı kaybedersen, ötede seni bekleyen tam bir felakettir; o daha da feci ... Hadisin devamında Efendimiz (sav) buyuruyor ki; "Kimin de kastı, gayesi, amacı dünya ise Allah (cc) onun işlerini tepetaklak eder. Darmadağın eder, iki yakası bir araya gelmez." Bir eli yağda, bir eli balda gibi görünebilir ama içinde yaşadığı manevi sıkışıklığın, sancının, ağrının bir bedeli, tedavisi söz konusu olmaz.
Reklam