bikedibolkitap profil resmi
bikedibolkitap kapak resmi
Doğa yürüyüşlerini, seyahati, kitap okumayı,ellerini kullanarak bir şeyler tasarlamayı sever. İstanbul'da yaşar Karadeniz'i özler.
693 okur puanı
08 Oca 2019 tarihinde katıldı.
Doğa yürüyüşlerini, seyahati, kitap okumayı,ellerini kullanarak bir şeyler tasarlamayı sever. İstanbul'da yaşar Karadeniz'i özler.
693 okur puanı
08 Oca 2019 tarihinde katıldı.
  • 224 syf.
    ·32 günde·Beğendi·8/10
  • 176 syf.
    ·15 günde·Beğendi·7/10
  • Yataklı vagonda yolculuk şüphesiz çok rahat bir şey. Fakat insani garip bir surette etrafından ayırıyor; adeta eski manasında yolculuğu öldürüyor. Bir mermi gibi sağla solla temas etmek fırsatını bulmadan, gideceğiniz yere sadece yanınızda götürdüğünüz şeylerle varıyorsunuz. Falan istasyondan üzülerek veya sevinerek biniyorsunuz, bir başkasında esneyerek iniyorsunuz. İkisinin arasına, kitaplarınızın, her günkü endişelerinizin içinden, ancak şöyle bir göz atılabilen bir iki manzara girebiliyor. Asıl yolculuğu galiba üçüncü mevki vagonlarda aramak lazım. Gerçek hayatı halk arasında aramak lazım geldiği gibi... Çünkü orada insanlarla en geniş manasında temas var.
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    Sayfa 57 - Dergah Yayınları
  • Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    Sayfa 57 - Dergah Yayınları
  • Yemen, Anadolu'nun çektiği acıların bir parçası, hatta en küçüğüdür. Daha acıklısı var: Verimsiz bir toprağın getirdiklerine beş on kuruş eklemek için memleketinden ayrılıp İstanbul sokaklarında kaybolan zavallılara arkada kalanların hasreti... "Di gel, di gel, dadaş gel!..." diye atılan çığlıklar, bu toprağın üstünde yaşayanların asıl romanlarını, şartların, zaruretlerin gerçek yüzünü verir.
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    Sayfa 54 - Dergah Yayınları
  • İnsan kaderinin büyük taraflarından biri de, bugün attığı adımın kendisini nereye götüreceğini bilmemesidir.
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    Sayfa 50 - Dergah Yayınları
  • Kışın geldiğini kürkçü müjdelermiş. Daha Kop Dağı'nın başı beyazlanmadan, Palandöken sırtları kaşlarını çatmadan önce, Erzincan' dan gelen siyah üzümün renginden, yaylanın üstünden cenuba doğru akan kuş sürülerinden vaktin yaklaştığını anlayan tecrübeliler, kürkçüyü çağırırlarmış.
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    Sayfa 40 - Dergah Yayınları
  • bikedibolkitap paylaştı.
    832 syf.
    ·26 günde·10/10
    **** KİTAPLA İLGİLİ UFAK TEFEK SPOILER MEVCUT OLABİLİR, AMA OKUMA TADINI KAÇIRACAK BOYUTTA DEĞİLDİR. ***


    Uzun kitaplar hep gözümüzü korkutuyor fakat bitirdiğimizde de bu kurguların gerçek olmadığını kabullenmekte zorlanıyoruz ve hayat bir süre kitaptan bağımsız geçirilemiyor.

    İşte Rüzgar Gibi Geçti de bu kitaplardan birisi. 26 gün süren şahane bir okuma serüveniydi kendi adıma. 26 gün boyunca kah Scarlett’e sinirlenip içimden saydım sövdüm, kah savaşın getirdiklerine üzüldüm. Melaine’ye ayrı kızdım, Ashley’e ayrı… Kitaptaki bütün karakterler mi ikircikli olur, dengesiz olur. Pardon bütün karakterler değil Rhettcim hariç. :P

    Öncelikle kitabı epub olarak okudum ve hangi yayınevi çevirisi bilmiyorum ama edebi dili çok güzeldi. Sadece haram, allahın izniyle gibi tabirler çok fazla kullanılmıştı. Yabancı bir kültüre ait kitaplar çevirilirken bu ifadelerin kullanılması hoşuma gitmiyor. Yoksa "Allah kahretsin!" gibi tabirler tabiki kullanılabilir ve bunda anormal bir durum da yok.

    #32478777
    #32377798

    Kitaba dönersem...

    Kitap bir aşk üçgenini, hatta iki adet aşk üçgenini ön planda tutarak, arka planda bir iç savaşı işliyor.

    Kitap açıldığında asi kızımız Scarlett, Scarlett’in ailesi ve çevresi günümüzde sosyete diye tabir ettiğimiz bir yaşantı sürmektedirler. Piknikler, balolar aman efendim o kıyafet öğle gezintisi için uygun değil, birbirine inceden inceye kurlar, bir sürü rol kesmeler… Genç kızlar çok yemez, kedi fare görünce bayılmamanız hiç uygun değil gibi gibi fenalık getirten sosyetik kurallar silsilesi.

    Tabii hayat keşke hep böyle çiçekler, flörtler, partiler olarak gitse ama o işler öyle olmuyor ne yazık ki!

    Kitap başlarken Scarlett’in aşk hayatının arka planından geçen “ufaktan ufaktan savaş geliyor” sinyalleri eşliğinde devam eden kitaba er geç savaş gelir ve tüm o dertsiz tasasız geçirilen günler geride kalmıştır. Tabi Güney halkı için... Scarlett hayıflanır durur. Bilemiyorum aslında ne kadar haksız. Tamam savaş kötü bir durum fakat vatandaşlarını sürekli gazlayıp, her şey süper bizim pamuğumuz var bir kere, bir Güneyli 10 Yankee’ye bedel gibi ütopyalarla bu duruma sürükleyen hükümet ve onu destekleyen çoğunluk karşısında eli kolu bağlanan bencil Scarlett, savaşı onaylamayan Ashley Wilkes ve bunun saçmalığını her fırsatta dile getirip kral çıplak diye bağırıp, dışlanan Rhett Buttler ve tüm diğerlerinin durumu kurunun yanında yanan yaş olmuyor mu?

    #31749472
    #31753754

    Evet Scarlett bencil fakat tüm diğer konular bir yana savaş ile gelen değişim karşısında yaşadıkları kendi müdahalesi ile düzeltilemeyecek şeylerdir, eski güzel günlere özlem duyup da isyan etmeye hakkı vardır bana göre.

    Evet Scarlett sırf kendisi istediği halde elde edemediği bir adama hırsı yüzünden bize göre etik olmayan pek çok davranış sergilemiştir. Gidip saçma sapan bir evlilik yapmış, cicim aylarının tadına varamadan kocası savaşta ölünce genç dul durumunda kalmış ve toplumun bir duldan beklediği pek çok davranışı uygulamak istememiştir, haksız mıdır? Haksız değildir hatta oldukça da haklıdır.

    #31788126
    #31767893

    Hayatı bir kere yaşayabiliyoruz ve bazen tüm bu kurallar çok fazla boğucu ve kişiliğimize ters.

    İsteyen desteklesin, isteyen karşı çıksın sonuç olarak savaş kapıya dayanmıştır ve artık kocalar, oğullar, torunlar hepsi birer askerdir. Şaşaalı günler geride kalmış, kuşatma sebebiyle pek çok ürün karaborsaya düşmüş, tüm üretim orduya ve cephaneliğe yönelik şekle bürünmüştür, pastalı börekli beş çaylarını yerini ekmek bulma derdine bırakmıştır. Tüm bu süre boyunca cepheye sürekli daha fazla asker yollanır, şanlı ordu için büyük fedakârlıklar yapılmaya devam edilir, neden? Çünkü verilen savaşın kutsallığına dair pek çok propaganda yapılmaktadır. Güney asildir, güçlüdür, Yankeeler Güney’i ÇEKEMEMEKTEDİR. Hayallerindeki pamuk krallığı ile aralarında sadece bir zafer daha vardır, son bir zafer, son bir zafer daha ha gayret! Fakat bir sabah uyandıklarında şehri kuşatan sarmaşık güllerinin kokusu değil, barut kokusudur artık. Savaş kaybedilmiş, dava yitirilmiş, yağma başlamıştır. Hayat tüm planları ile dalga geçercesine gülerek “Korkunç günler yaşadığınızı mı düşünüyordunuz? Daha fragmanı bile görmediniz oysa ki?” demektedir.

    #32252976

    İşte buradan sonra bizim asi, mızmız kızımız dehşet bir dayanıklılık örneği sergiler. Ay ben bilmem demez, elleriyle süt sağar, çiftliğe döner pamuk eker elleri nasır tutana kadar çalışır çabalar, evini toprağını korumak için türlü türlü entrika çevirir. Yetmez kadın başına yapamazsın diyenlere aldırmaz, kereste ticaretine girer, patroniçe olur. Çoğu yerde bu kadar da ileri gidemez deriz, döner başka çaresi yoktu der yine hak verirken buluruz kendimizi. Bir şekilde hayatta kalır, kurtulur.
    Motto hep aynıdır, "Bunu yarın düşünürüm! Çünkü yarın başka bir gün..."

    #32227628

    Ne kadar sıradan ama ne kadar haklı bir cümle aslında… Bazen olaylar öyle bir başımızı döndürür ki yaptığımız şeylerin doğruluğunun üzerine çok düşünemeyiz ya da verdiğimiz kararlar ne kadar sağlıklı, doğru, tutarlı muhakemede bulunamayız. O “an” atlatılmalıdır, şey gibi bu, düşünürsem korkar vazgeçerim o yüzden düşünmeye fırsatım olmadan hayata geçirmeliyim. Başımıza gelen kötü olayları atlatmak için de hep bir şeylere tutunmaya çalışırız, başka bir yere odaklanmışken tüm o üzücü, korkutucu hisler yatışmış, rüzgar gibi geçip gitmiş biz fazla etkilenmemişizdir. Kimimiz için bu sığınak kitaplardır, kimileri gezer tozar, kimileri battaniye altında saklanır. Scarlett içinse bu sığınak Ashley’e duyduğu aşktı.

    Scarlett’e kitap boyunca çok kızdım, sinirimden kendimi yedim ama aradan biraz zaman geçince kendimi ona hak verirken buluyorum. (Bir parça ve bazı noktalarda…) Tüm şeytanlığına, paragözlüğüne rağmen oldukça korkmuştu ve kendisine en doğru gelen şekilde hareket etti.

    #32369948

    Kitabın yazarının da güneyli olduğunu ele alırsak kendi hayatını ya da genç kızlığında yaşadığı yeri, savaşı ele almış diye düşünülebilir. Kitap kendi ayakları üzerinde durabilen kadınlar diye bağırıp toplum kurallarına bir başkaldırı bildirgesi sunar adeta Scarlett karakteri ile. Kadınların erkeklere itaat etmesini yanlış bulan yazarımız, kölelik sisteminden aslında hayattaki en harika ve normal şeymiş gibi bahseder yalnız. Yani Yankeeler zencileri kandırdılar, yoksa onlar bize köle olmaktan çok mutluydular gibi bir mesaj var kitapta.

    Kitapta sevmediğim birkaç şeyden bahsedecek olursam, birisi ve en önemlisi yazarın Ku Klux Klan sanki dünyanın en masum örgütüymüş de yanlış anlaşılmış gibi bir tavır sergilemesi. Aslında zenciler çok kötüydü, Klan yanlış anlaşılıyordu gibi bir kısım vardı bulursam düzenlerim incelemeyi. Adamlar nefretçi, ırkçı bir gizli örgüt, bir sürü de işkence yapmışlar zencilere… Eyyy Mitchell! Sen kimi savunuyorsun. Sonradan tepki mi topladı nedir bilmiyorum, Klan aslında kötüymüş biz fark edemedik, iyiliğinden çok kötülüğü dokundu, KANDIRILDIK gibi bir bölüm yazmış.

    #32488502

    Sevmediğim diğer şey ise Melanie karakterinin neredeyse kanatsız melek şeklinde yaratılmış olması, bir insanın bu kadar kusursuz, bu kadar iyilik ve sevgi dolu, Meryem Ana gibi bağışlayıcı olması gerçekçi gelmiyor. Bir kere şikayet et be kadın, bir kez hırslan, kıskan…
    Scarlett’in tutunduğu dalın aslında çürük olduğunu fark etmesi ise yıllar aldı ve bir hayat böyle geçip gitmiş oldu, her şey netleşip 800 küsür sayfa boyunca beklediğim “dank” kafasına vurunca da oh oldu mu desem, asi kızımıza üzülsem mi yine ikilemde kaldım. Ama en ağır darbeyi alan kesinlikle Rhett oldu, attan düşme kısmı sonrasında inanmıyorum çığlığı attım ve gerçekten adama üzüldüm.

    Kitapla ilgili günlerce konuşsam doyamayacakmışım gibi hissediyorum. Kitabı ister bir dönem romanı olarak alın, ister bir aşk romanı, ister savaşın bir toplumda yaptığı değişiklikleri gözlemleyebileceğiniz bir roman olarak… Ne olarak okursanız okuyun keyif dolu bir okuma olacaktır.

    Son olarak aklımda bile yokken bu kitabı okumama vesile olan Kübra A.'ya bana böyle güzel bir dünyaya giriş bileti sunduğu için çok teşekkür ediyorum.
  • Eski Erzurum'da bu ticaret hayatı ve kervan yolu otuz iki sanatı beslerdi. Tabaklar, saraçlar, semerciler, dikiciler, çarıkçılar, mesçiler, kürkçüler, kevelciler, kunduracılar, kazazlar, arabacılar, keçeciler, çadırcılar, culfalar, ipçiler, demirciler, dökmeciler, bakırcılar, kılıççılar, bıçakçılar, kuyumcular, hızarcılar, sandıkçılar, kaşıkçılar, tarakçılar, marancılar, boyacılar, dülgerler, yapıcılar, sabuncular, mumcular, takımcılar.
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    Sayfa 35 - Dergah Yayınları
  • Gerçekte kaybolan şey, bütün bir hayat tarzı, bütün bir dünya idi.
    Ahmet Hamdi Tanpınar
    Sayfa 34 - Dergah Yayınları
Doğa yürüyüşlerini, seyahati, kitap okumayı,ellerini kullanarak bir şeyler tasarlamayı sever. İstanbul'da yaşar Karadeniz'i özler.
693 okur puanı
08 Oca 2019 tarihinde katıldı.
2020
41/64
65%
41 kitap
7,4bin sayfa
461 alıntı
6 günde 1 kitap okumalı.

Şu anda okudukları 7 kitap

  • Amcanın Düşü
  • Memleketimden İnsan Manzaraları
  • Çürümenin Kitabı
  • Ansiklopedik Mimarlık Sözlüğü
  • Mimarlığın Öyküsü
  • Sanatın Öyküsü
  • Çocukluğum

Okuduğu kitaplar 163 kitap

  • 100 Yapıda Mimarinin Geleceği
  • Beş Şehir
  • Bir Yufka Yürekli
  • Zehirsiz Ev
  • Sıfır Atık İçin 101 Yol
  • On Üç Günün Mektupları
  • Beni Kör Kuyularda
  • İnsancıklar
  • 835 Satır
  • Kafka Okur Sayı 17

Okuyacağı kitaplar 178 kitap

  • Toplumun McDonaldlaştırılması
  • Sade/ce
  • Bitki Zekası
  • Dune Çocukları
  • Dune Mesihi
  • Dune
  • Dostoyevski
  • Başlarken Yalnızsın, Bitirdiğinde Daha da Yalnız
  • Gecenin Gecesi
  • Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği

Beğendiği kitaplar 131 kitap

  • 100 Yapıda Mimarinin Geleceği
  • Beş Şehir
  • Bir Yufka Yürekli
  • Çocukluğum
  • Memleketimden İnsan Manzaraları
  • Sıfır Atık İçin 101 Yol
  • Zehirsiz Ev
  • İnce Memed 1
  • On Üç Günün Mektupları
  • Geçmiş Şimdi Gelecek

Beğendiği yazarlar 20 kitap

  • Sait Faik Abasıyanık
  • Jean-Christophe Grangé
  • John Steinbeck
  • Dan Brown
  • José Saramago
  • Franz Kafka
  • William Shakespeare
  • Agatha Christie
  • Fyodor Mihayloviç Dostoyevski
  • Lev Nikolayeviç Tolstoy