Ernest Hemingway şöyle demiş: "Dünya herkesi kırar ama bazıları kırıldıkları yerlerinden güçlenir."
Kintsugi, kırılan çömleği altın, gümüş ve platin tozu ile onaran bir Japon sanatıdır. Bu sanat, bir şeyin kırılıp onarıldıktan sonra daha güzel olduğu ve bu kırılmışlıklarımızın gizlememiz gereken bir şey değil, hikâyemizin bir parçası olması gerektiği inancına dayanır.
İnsan kalbi, bu Japon sanatı gibi olma kapasitesine sahiptir.
Nassim Nicholas Taleb Antikırılganlık: Düzensizlikten Ka- zanç Sağlayan Şeyler kitabında önemli bir kavramı ele alır. Taleb, "antikırılganlık"ı, parçalanmak, istikrarsızlık ve belirsizlik gibi dezavantajlardan fiilen fayda sağlama ve iyileşme yeteneği olarak tanımlar. İnsanoğlu bu Allah vergisi kabiliyete sadece hayatta kalmak için değil, belirsizlik ve zorluklar içinde daha iyiye gidip gelişmek için de sahiptir.
Hz. Aişe'den (ra) nakledilen bir hadiste: "(Biliniz ki) Mu- fassal surelerden indirilen ilk ayetler cennet ve cehennemden bahsediyordu. İnsanlar İslam'a girince helal ve haramlarla ilgili ayetler nazil oldu. Eğer ilk vahyedilen şey 'Alkollü içki içmeyin olsaydı insanlar 'Alkollü içkiyi asla bırakmayacağız' derlerdi. Eğer 'Gayri meşru ilişkide bulunmayın' diye vahyolunsaydı insanlar 'Gayri meşru ilişkiden asla vazgeçmeyeceğiz' derlerdi. (Sahih-i Buhari, 4993)
Aişe annemiz bu temel kavramı şöyle açıklıyor. Eğer bir insan İslam'ı gönülden kabul eder ve Allah'a teslim olursa O'nun hükümlerine riayet etmek kolaylaşır. Dalları iyileştirmeden önce kökleri ele almalıyız. Allah'ın hükümlerine itaat edemiyorsak, köklere ve toprağa bakmalıyız. Allah'la olan korku, umut ve sevgi bağlarımızı gözden geçirmeliyiz. Eğer tüm bunlar sağlam olursa, eylemlerimiz de sağlam olur.
"Eyyub'u da (an). Hani Rabbine: 'Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin' diye niyaz etmişti." (Kuran, 21:83
Hz. Eyyûb'un bu duasından öğreneceğimiz büyük dersler var. Bunlardan ilki, acısını Allah'tan saklamıyor, onu uyuşturmuyor, hiç yokmuş gibi davranmıyor ve gerçekliğinden kaçmıyor olu- şudur. Hz. Eyyûb (as) alçakgönüllü ve savunmasız bir şekilde acısıyla beraber Allah'a dönüyor. Bu tutum, iyileşme yolundaki ilk önemli adımdır: Yarayı kabullenerek şifa vermesi için onu Allah'a havale etmek. Ama Hz. Eyyûb'un cevabında asıl muh- teşem olan şey, şiddetli ızdırabının ortasında bile sahip olduğu umududur: "...Sen merhamet edenlerin en Merhametlisisin.
Bir mü'min bu yolu takip ettiğinde, Allah onu kurtarır. Hem de her zaman:
"Bunun üzerine biz, tarafımızdan bir rahmet ve kulluk edenler için bir hatıra olmak üzere onun duasını kabul ettik; kendisinde dert ve sıkıntı olarak ne varsa giderdik ve ona aile efradını, ayrıca bunlarla birlikte bir mislini daha verdik.
(Kur'an, 21:84)
Stockdale Paradoksu, ne olursa olsun zorluklara aldırmadan, sonunda galip geleceğinize olan inancınızı korumanız, bununla birlikte mevcut realitenizin en acı gerçekleriyle de yüzleşme- niz gerektiğini savunur.
En sevdiğim alıntılardan birinde Albert Camus der ki, "Nef- retin ortasında, içimde, yenilmez bir sevgi olduğunu buldum. Gözyaşlarının ortasında, içimde, yenilmez bir gülümseme ol- duğunu buldum. Karmaşanın ortasında, içimde, yenilmez bir sakinlik olduğunu buldum. Tüm bunların içinde fark ettim ki kışın ortasında, içimde, yenilmez bir yaz olduğunu buldum. Ve bu beni mutlu ediyor. Çünkü dünya üstüme ne kadar gelirse gelsin, içimde, onu gerisin geri yollayan daha güçlü, daha iyi bir şey var demektir."