Bcr

Allah'ın razı olmadığı bir yol veya tarzla İslam'a hizmet edilemez. Bu nedenle tavizsiz bir çalışma yapmak şarttır. Dinde taviz vererek dine hizmet edilemez. Taviz: Herhangi bir sebep ile ana ilkelerden vazgeçmek, temel prensiplerden ödün vermek anlamındadır. Hangi konuda olursa olsun taviz verme, kişilik eksikliği ve kimlik aşınmasıdır. Taviz vermenin en kötüsü ise dinin ölçülerinden, prensiplerinden taviz vermektir Peygamberimizin tebliğini, secdesini engelleyenler var. İşken- ceye, engellemeye rağmen daha ilk inen sûrede, sakın taviz verme diye emredilmiştir. "Hayır; sakın ona itaat etme! Zâlimlerin baskı ve işken- celerine asla boyun eğme! Sen tüm ruhunla, tüm benliğinle O'nun huzurunda secdeye kapan ve en içten duâ ve yalva- rışlarla O'na yaklaş!" (Alak, 18-19) Onlar senin inanç konusunda istedikleri tavizleri vere rek yumuşak davranmanı ve onlara yağ çekmeni isterler ki, kendileri de sana karşı şiddetli muhalefetten vazgeçerek onlar da sana yağ çeksinler ve yumuşak davransınlar." (Ka- lem, 9) Buna karşılık Allah devam âyetlerinde "Sakın onlara itaat etme!" uyarısı yapıyor
Sayfa 203·Kitabı okudu
Reklam
Bütün insanları kendi önderleriyle birlikte çağıracağımız günü hatırla. (O gün) her kime kitabı sağından verilirse, işte onlar kitaplarını okurlar ve kıl kadar haksızlığa uğratılmazlar. İsrâ, 71
Sayfa 178·Kitabı okudu
İbni Ömer'den (ra) rivayet edildiğine göre Peygamber Efendi- miz şöyle buyurdu: "Yedi kimseyi Allah Teâlâ kendi gölgesinden baş- ka gölge bulunmayan kıyamet gününde, gölgesinde barındıracaktır. Bunlar: Adaletli devlet reisi, Rabbi- ne ibadet ederek yetişen genç, gönlü mescitlere bağlı kimse, birbirlerini Allah rızası için seven ve buluşma- ları da ayrılmaları da bu sevgiye dayalı olan iki şahıs, itibarlı ve güzel bir kadın kendisiyle beraber olmak is- teyince 'Ben Allah'tan korkarım'diyerek buna yanaş- mayan erkek, sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek kadar gizli sadaka veren adam, tenhâda Allah'ı anıp gözyaşı döken kişidir." (Buhârî, Ezân-36) Önemli olan, bu halimizi koruyabilmektir. İmtihan dünyasındayız. Süreç uza- dıkça, takva zırhına, takva zırhını koruyabilmek için de sabra ihtiyacımız var. Önemli olan hidâyeti bulmak değil, hidâyeti koruyabilerek hidâyet üzere ölebilmektir.
Sayfa 148·Kitabı okudu
Gençlik
8- Enes (ra) rivayet ediyor: Küçüklüğünden beri Allah'a çokça kulluk eden gencin, yaşı ilerledikten sonra çokça kulluk etmeye başlayan ihtiyara üstünlüğü, peygamberlerin diğer in- sanlara olan üstünlüğü gibidir.” (Deylemi-Müsnedü'l Firdevs) 9- Hz. Ali (ra)'dan rivayetle: "Adalet güzeldir, fakat idare- cilerde olursa daha güzeldir. Cömertlik güzeldir, fakat zengin- lerde olursa daha da güzeldir. Dinde titiz olmak güzeldir, fakat âlimlerde olursa daha da güzeldir. Sabır güzeldir fakat fakir- lerde olursa daha da güzeldir. Tevbe güzeldir fakat, gençlerde olursa daha da güzeldir, hayâ güzeldir fakat kadınlarda olursa daha güzeldir." (Deylemi-Müsnedü'l Firdevs) 10- "Delikanlı! Sana bazı sözler öğreteceğim: Allah'ın hakkını koru ki Allah da seni korusun. Allah'ın hakkını gözet ki O'nu hep yanında bulasın. Bir şey istediğinde Allah'tan iste. Yardım dilediğinde Allah'tan yardım dile. Şunu bilmelisin ki, bütün toplum (varlık âlemi) bir konuda senin yararına bir şey yapmak için bir araya gelse, ancak Allah yazmışsa sana destek verebilirler. Yine bütün toplum sana zarar vermek için bir araya gelse, ancak Allah yazmışsa sana zarar verebilirler. Zira kalemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur." (Tirmizi,
Sayfa 141·Kitabı okudu
"İman edip sâlih amel işleyenler için, içinden ırmak. lar akan cennetler olduğunu müjdele! O cennetlerdek bir meyveden kendilerine rızık olarak yedirildiği vakit, 'Bu, bundan önce dünyada bize verilenlerdendir' derler Ve bu rizik onlara bazı yönlerden dünyadakine benzer olarak verilmiştir. Onlar için cennette tertemiz eşler var. dır. Ve onlar orada ebedî kalacaklar.” (Bakara, 25) Amel sâlih: İyi, güzel, faydalı, sevaba ve Allah'ın rızasına sebep ola cak, haram sınırına girmeksizin kişinin iman, iyi bir niyet ve ihlās ile yapmış olduğu davranışlar. Amel, iş manasına gelir. Geçmiş âlimlerimizden Fahreddin Razi, kulun amelini üç kıma ayırmakta ve bunları da: "Kalbin ameli, kulun fikri, inancı ve tasdiki, Dilin ameli, kulun zikri ve şahadeti, Âzâların ameli, kulun tâaati ve ibadeti" şeklinde sırala maktadır. Buradan hareketle İslam'ın Genci önce itikadını düzeltecek. Allah (cc) şöyle buyuruyor: "Biz peygamberleri sadece müjdeleyici olarak gön- deriyoruz. Kim iman eder ve kendini düzeltirse (ıslah ederse), onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyecekler- dir." (En'âm, 48) Bu düzelme ise, âyetten de anlaşılacağı gibi "iman" sayesinde olacaktır. Ayette belirtilen imanın da, Kur'an'ın istediği tevhid fikrine dayanması, kısaca "Allah'tan başka ilah yoktur" prensibi çerçevesinde olması gerekir
Sayfa 80·Kitabı okudu
Reklam