• Sakarya Meydan Savaşı Türk Orduları'nın zaferi ile sona ermiş, Gazi Ankara'ya dönmektedir. Yirmi gün geceli gündüzlü büyük bir endişe ve karamsarlık içinde yaşayan Ankaralılar, düşmanı yenen ordunun başkomutanına törenli bir karşılama düzenlemişlerdir. Ankara garından başlayarak şehre doğru yolun iki yakasında sıra ile dizilen hükumet ve meclis üyeleri, memurlar, öğrenciler, esnaf ve halk, gazi geçtikçe alkış tutup arkasına katılarak büyük bir alay halinde ilerlemektedirler.

    Meclis binasının önüne gelindiğinde Gazi alayın başında bulunanların yukarıya doğru yol almakta olduğunu fark etmişti.Meğer bu tören şöyle düzenlenmiş: ''cemaat'' halinde Hacı Bayram Veli'nin türbesine gidilecek, onun ''yüksek maneviyatının yardımıyla'' kazanılan bu büyük zafer için orada dua edilecek, sonra Meclis'e dönülerek nutuklar okunacaktır. Gazi:

    ''Öyle şey olmaz, yurt toprağını karış karış kanını akıtarak ve canını vererek savunan Mehmetçiğin hakkını ben evliyalara kaptırmam! '' deyip doğruca meclis binasına sapar. Atatürk yıllar sonra bu olayı anlatırken sözüne şunları da eklemiştir:

    ''Kimileri benim bu davranışıma kamunun inancını inciten yersiz bir davranış gözüyle bakmış olabilirler; ama ben, hele yurdun savunmasında, güvenilecek gücün evliyaların, yatırların ''maneviyatı'' olmayacağını hatırlatmayı artık zorunlu bulmuştum.''
  • "Bir gün, 10 saat Nuri Pakdil'le birlikte yürüdük, Hacı Bayram'a kadar geldik. Orada yarımışar simit yememizi önerdi, bir simit yersek dünyadaki açlardan sorumlu olacağımızı söyledi."

    Atasoy Müftüoğlu
  • Kronolojik sıraya uyulmayan biyografilerden olan "M.Kemal" gerek dönemin figürleri, gerekse Atatürk'ün özel hayatı ile ilgili kayda değer bilgiler sunuyor...

    Dili sade, kolay anlaşılır. Araştırma-inceleme sınıfındaki bir kitap için, kaynaklara yer verilmemesi, kitabın akademik olarak değerini düşürse de yalan, yanlış bilgiler çoğunlukta değil. Diğer Atatürk biyografilerinden, Atatürk'ün hatıratından alışkın olduğumuz bilgilere yer verilmesi sebebiyle, Atatürk'ün hayatını hakkında bilgi sahibi olanlar yabancılık çekmeyeceklerdir.

    Kitapta S.204 te bahsedilen, Latife Hanımın hatıratı olmadığı, bilgisi palavradır, konu ile ilgili varislerin mahkemeye, açıklanmaması yönünde başvurusu olup, birkaç yıl önce karara bağlanmıştır.
    Ayrıca kitapta sözü geçen; GS Üniversitesinin mevcut yerinin Atatürk tarafından tahsis edildiği bilgisi ise şerhe muhtaçtır.

    Bunların dışında kitapta yanlış bilgilerden ziyade eksik bilgiler -muhtemelen takiyye yapmak için- çoğunluktadır. Başta Şam Anıları ve İzmir Suikasti Yargılamaları olmak üzere noksanlıklar vardır. Ayrıca; S.121 de bahsedilen, Meclisin açılışındaki seramoniler(Açılışın Perşembeden, Cumaya kaydırılması-Hacı Bayram Veli Camiinde kurbanlar kesilip dualar edilmesi, hatimler indirilmesi, sakalı şerifle meclise yürünmesi...) ile ilgili olarak, Atatürk'ün Nutuk eserinde bu seramoniler hakkında ne yazdığını okumanızı tavisye derim. Zira yayınlanan o bildiride; saltanat ve hilafetin kurtarılması için görev yapacağı da, ilan ediliyor, fakat (Nedense!) kitapta yer verilmemiş. (Meclisin açılışı ve bildirisi ile ilgili olarak Atatürk, bu bildiriyi; " O günün duygu ve düşüncelerine ne kadar bağlı kalınmak zorunda olduğumu gösteren bir belge" olarak niteliyor.)


    Eksik bilgilere bir önemli misal ise; Atatürk'ün çocukluğunda okudğu kitaplardan, kurmay zamanlarında yazdığı kitaplara kadar detaylı bilgilerin verilip, "Medeni Bilgiler" kitabının bahsinin bile geçmemesi ve kendi el yazılarıyla yazılan bölümlere dair ufacık bir alıntı yapılmaması (nedense!) epeyce düşündürücüdür...


    Eksikliklerini gözardı edersek, genel olarak salık verilecek, dili sade biyografilerden.
  • şiirin anlamını bilmen de gerekmez; bilsen garip kaçardı zaten. hayatında hiçbir zaman güzellik olmadı ve güzellik görmedin. görsen de aklın ermez zaten. güzel bir manzara seni asla cezbetmemiş; güzel bir yüz veya huzur verici bir musiki seni sarsmamış; ahenkli bir söz, yüce bir fikir kalbine hiç tesir etmemiş. sen sadece midenle belinden aşağısının esiri olmuşsun. sahip olduğun şu iğrenç hayatı zaman ve mekânda uzatmak için çırpınıyorsun. kurttan, domuzdan da aşağılıksın; aşağılık olmayı ananın sütüyle birlikte emmişsin. hangi domuz hemcinsinin canıyla malıyla oynar ya da onların paralarını biriktirip, ilaçları üzerinde vurgun yapar? sen sabahtan akşama kadar binlerce masum insanın kanını sülük gibi emip haz duyuyorsun. kendine politikacı ve eşraf diyorsun! Bu utanç verici aşağılık muhit senin gibileri kabul ediyor, destekliyor. bu toplumdaki cehennemi kanunlar sadece senin gibi ipini kırmış cehennemlik domuzların çıkarlarını korumak için yapılmış ve size at koşturacağınız bir meydan bırakmış. lanet olsun seni barındıran muhite! tüh! tükürmeye bile değmez. dünyada bir domuz kadar, bir veba mikrobu kadar değeri yok hayatının... üç dört bin tümen daha fazla çaldığın gün bayram ediyorsun. ölümün eşiğinde olmana, ağrıdan kıvranmana rağmen hâlâ elini çekmiyorsun. halkın ilacı, yiyeceği üzerinden vurgun vurmak için demokrasi taraftarı kesiliyorsun; ağdadan bile vurgun vurmaya kalkıyorsun. biliyor musun, kurdun tövbesi ölümdür. rahat ol. artık şairlik mesleğini boşadım. hayatımdaki en büyük, en yüce şiir, yüzlerce insanı ölüme, bedbahtlığa sürükledikten sonra şişinen sen ve senin gibileri ortadan kaldırmaktır. şerefsiz mezar kaçkınları!
  • Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur.

    ✍️ Hacı Bayram-ı Veli
  • Kibir, bele bağlanmış taş gibidir. Onunla ne yüzülür ne de uçulur.
    -Hacı Bayram-ı Veli-