Sanma şâhım herkesi sen sâdıkâne yâr olur
Herkesi sen dost mu sandın belki ol ağyâr olur
Sâdıkâne belki ol bu âlemde dildâr olur
Yâr olur ağyâr olur dildâr olur serdâr olur
Yavuz Sultan Selim
Kur’an’daki, helal, haram, namaz, oruç, zekât, hac gibi ahkâma taalluk eden kısımlar muhkemdir. Diğer bir tabirle muhkem, manası kolaylıkla anlaşılan, harici bir tefsire ihtiyaç göstermeyen ve tek manası olan ayetlerdir. Müteşabih ise birçok manaya ihtimali olup, bu manalardan birini tayin edebilmek için harici bir delile ihtiyacı olan ayetlerdir.
Sebeb-i nüzulü bilmenin en sağlam yolu sahih haberlere istinat etmektir. Bu hususta söz söylemek için, bu haberlerin, Kur'an'ın nüzulüne şahit olan ve onun sebeplerini bilen kimselerden rivayet edilmiş olması veyahut da onlardan işitilmiş olması şarttır. Bu gibi rivayetlerin de sahabeye kadar ulaşmış olması lazım gelir. Sebeb-i nüzul hakkındaki haberler merfû olarak peygambere veya sahabeye ulaşmazsa makbul addedilmez.
Hz. Peygamber'e, bir sual veya bir hadise dolayısıyla birkaç ayetin veyahut da bir surenin tamamının nazil olmasına amil olan şeye 'sebebi-i nüzul' demekteyiz.
Sureler uzunluklarına göre de tasnif edilir. el-Fâtiha'dan sonra gelen 7 uzun sureye "es-Seb'u't-Tıvâl" denir. Ayetleri yüzden fazla veya buna yakın olan surelere "el-Mi'ûn", ayetleri yüzden az olan surelere "el-Mesânî", kısa ve besmeleli fasılaları çok olan surelere "el-Mufassal" denir. el-Mufassal da et-Tıvâl (uzun), el-Avsat (orta), el-Kısâr (kısa) diye üç bölüme ayrılır.