Bana kalırsa kaderimizi biz yazarız. Eğer kaderimizi Tanrı yazmış olsaydı, günahlarımızı da O yazmış olurdu. O hâlde insan, kendi iradesi dışında işlenen bir suçtan neden sorumlu tutulur?
İşte en büyük çelişki burada başlar.
Tanrı, bu çelişkiyi ortadan kaldırmak için insana özgür irade verdi. Ama özgür irade, göründüğü gibi bir ödül değil, insana verilmiş en büyük cezadır.
Çünkü özgürlük, sınırları olmayan bir güç gibi görünse de, aynı zamanda insanı kendi elleriyle felakete sürükler. Fazla özgürlük sersemliktir; sınır tanımayan insan, elindekini mahvetmeye meyillidir.
Belki de Tanrı'nın yasakladığı şey bir elma değil, özgürlüğün ta kendisiydi. Adem ile Havva'ya herşey serbestti; bütün nimetler ellerinin altındaydı. Yalnızca bir yasak vardı: özgürlük.
Onlar ise Tanrı'nın bütün armağanlarını reddedip yasaklanmış olanı seçtiler. İşte o gün, özgürlük lanetlendi. Bugün hâlâ o lanetin içindeyiz.
Yaptığımız bütün eylemler - hırsızlık, cinayet, yalan, kıskançlık özgürlük ağacının meyvesidir.
İnsan, özgürlüğü sayesinde her şeyi yapabilir, ama yaptığı her şeyin bedelini de yine özgür iradesiyle öder. Tanrı, bizi onunla cezalandırıyor; belkid cehennemde bile en büyük azabımız özgür kalmak olacak