Acı çekmek ne demekmiş asıl şimdi anlıyordum. Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değildi. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.
"Daha anlatsana, " dedim.
"Hoşuna mı gitti? "
"Hem de çok. Seninle sekiz yüz elli iki bin kilometre boyunca hiç durmadan laflamak isterdim. "
"Benzinimiz yeter mi ki? "
"Yalancıktan doldursak yeter. "
Bunun üstüne ona iyice sokulup başımı koluna yasladım.
"Portuga!"
"Efendim.. "
"Ben senin yanından bir daha hiç ayrılmak istemiyorum, biliyor musun?"
"Niye? "
"Çünkü dünyanın en iyi insanı sensin. Senin yanındayken kimse bana zarar vermiyor ve kalbimde mutluluk güneş gibi parlıyor. "
Aslında duygusuzumdur ama kendi hayatımla çok mu ilişkili olduğundandır bilmem son iki sayfasını, özellikle son sayfasını bulanık okumaktan kendimi alı koyamadığım kitap.
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma