Halil Yayabaşı

Halil Yayabaşı
@halilyybs
5 okur puanı
Ocak 2020 tarihinde katıldı
Dön-gün
Arsızdı geceler arsız Bir yağmur sonrası bulutu gibi uçarı Ay parıltısı gibi zamansız Arsızdı zamanlar arsız Akarken altına tuttuğumuz çanaklar boş Görünmez bilinirken anılarda sarhoş Sigaramın dumanıdır dokunup geçen Yarım kalmış sevdaların kader cilvesi Karaydı geceler kara Nispet yapar gibi kısacık gölgelere En gözde zamanlarında saltanatının Karaydı bilmeceler Cevap için sorulmayan tek tük heceler Gözü dalmış bir kalbin atışı derbeder Meydan okur varlığa öksüz sadeceler Maviydi gökyüzü Hatırlananlarının en gecesinden Derinliğine hapseden bilmecesinden Gönül çekerken bunca yaşına rağmen Ve yaşanmışlıklarına ay ve güneşin Aymıştı gün Uyanmıştı dünün rüyasından bulutlar Kalmadı fecre ne korku ne de umutlar Arsızlıklar ki anısı kalan yalnız Yeni bir devrin başlangıcıdır pervasız
Reklam
Zannettiklerimiz etrafına çerçevelediğimiz Yargılardan kabuklar oluşturuyoruz İçinden çıkılmaz statik hayatlarımıza Ve içinde ısınıp pişiyoruz Katmaya çalıştıkça hareket Çatlamaya yüz tutmuş kabuklarımıza Yaslanıyoruz sonra. Alay ediyoruz bazen kendimizle Bindiğimiz dalı keserek Yerçekimsiz ortamlarda.
Suskunluk içiyorum gürültü çeşmesinden Hepsini kusuyorum küfür zeminlerine Artık hiç korkmuyorum yaramı deşmesinden Zaten daha inilmez bunun derinlerine Yaşadığım zamanın kaybolup gitmesinden Gelecek hayallerin gerçekleşmelerine Hepsi benim bunların, belleğin iç sesinden Tanrılık mertebesi bile konmaz yerine Varmak istediğim yer uzak gün ötesinden Fikrimin dalgaları varır sahillerine Bu geminin gövdesi koptu güvertesinden Batar gider dipsiz denizlerinde en derine Çiçekler kokluyorum sonsuzluk ertesinden Ait midirler bilmem cennet bahçelerine Ezelinden atılmış bu ruhun kertesinden Mutluluklar saçılsın yaşatılan her güne
Duygu ve Düşünce
Yapraklı Şiir
İki ağaç arasındayım, Kişiselleşme sorunları arasında Ağaçların boyları kısa, genişçe yayılmışlar gölgelik Kişiliğimi gölgelediğim önüme koyduklarım, Sahip olduklarım, ben olmayanlar ama beni temsil edenler gibi. Ekimin tam ortasına düşeceğiz yakında Yuvarlanacağız bir ceviz gibi, En hızlı anında gibi bir salıncağın. Ekimin ortası ama yapraklar taze hâlâ. Belki gevremeye başlamışlardır; Ellisinin ortasına giderken yemyeşil görünen Çürümeye yüz tutmuş bir ben misali. Yaprak dökeceğim. Her birini bir sevdiğime, Bazılarını özlediklerime, Bazılarını çıtırtısını seven insanların ayakları altına... Her oturduğum banka bir yaprak, Her adım attığım noktaya bir tane, Her yürüdüğüm sokağa onlarcasını. Ve çatırdamaya başlayacağım, Kurumaya, yıkılmaya... Ben bu parkta, bu sokakta, bu evde, bu dünyada Bilinmeyen bir ağaç gibi Oksijen veren hayat gibi Boş salıncakların tutunduğu halat gibi Tanrının bıraktığı bir sanat gibi Başıboş ama tasmalı Savrulurken çekileceğim Ölü bir yaprak gibi.
Öz Farkındalık
Gelemem yanına, yüz sürmeden bir yanına. Ulaşamaz kalbim, sen yazmadan onu bana. Ne çıkarsa kaleminden razıyım ama Sen çıkarırsın içimden derin bir mana. Sadece senden dilerken kurtulmayı, Bir tarafım ister senden kurtulmayı. Hangi arafta harcarım bu yılları? Öğrenemem sonsuzlukta kalmayı. Anılmadığın gün yüreğim çeker azap. Sana yakarmayan ruh kime versin hesap? Unutturursan bana seni, unuttur bir de kendimi. Yalnız olmayışını sana borçlu bu zat. Benden daha kimleri alacaksın? Ah kalbim, kaç sevdada daha öksüz kalacaksın? Bunların cevabı sendedir, amenna, Ya beni kaç soruya daha boğacaksın? Bekliyorum, Gitmiyorsam bu sebebi. Senin bana yazdığına meydan Okumaya kalksam olurum yok olan. Sen ey gafil ruhum, korkma, inan! Şimdi neler var önünde, hepsiyle sınan. Var edemese de seni olduğun bu yer, Varsın her şeyinle. Var olan kaynaklı, Ve hep var olacak olan...
Farkındalık