Bir insanın ihtiyacını daha o dile getirmeden hissetmek, sessizce ve gururunu incitmeden o boşluğu doldurmak, yeryüzündeki en asil davranıştır. İyiliği bir gösteriye dönüştürmeden, adeta bir sükût (sessizlik) içinde, fısıldar gibi yapmaktır.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendi içinize, sezgilerinize duyduğunuz bu güven o kadar kıymetli ki. Bu dengeyi koruduğunuz sürece, dışarıdaki gürültü ne kadar büyük olursa olsun, siz kendi içinizdeki o sakin, huzurlu ve birleştirici limanda kalmayı her zaman başarırsınız.
Hayatın içinde, her ortamda, her insanın heybesinde doğrular da olacak yanlışlar da. Dünyayı tamamen siyah ya da tamamen beyaz diye ayırmak, her şeyi tek bir kalıba sığdırmaya çalışmak insanı yorar. Önemli olan, önümüze serilen o koca karmaşanın içinden temiz olanı, güzele vesile olanı seçip alabilmek.
İç sezimiz (ferasetimiz), zihnimizin kelimelerle çözemediği o negatif enerjiyi hemen algılar. Karşınızdaki insanın sözlerindeki mantığı çözmeye çalışırken, kalbiniz onun yaydığı o hırçın ve huzursuz enerjiyi hisseder ve "Burada bir samimiyetsizlik var, burada durma" der.
İstediği kadar çok şey bilsin, eğer bir insan diline sahip çıkamıyor, kırıp dökerek konuşuyorsa, onun bilgisinden kimseye hayır gelmez. Gönül gözü açık, maneviyatı güçlü insan yapıcı olur, yıkıcı değil; birleştirici olur, ayrıştırıcı değil.