Atalet, yüzyıllardır üzerimize çöken bir ağırlığın adı. Hep de değişiyor kavram olarak aynı olsa da. Nazar. Enerjisizlik... Belki kansızlık.
Tuz, sirke, limon aslında temizlik ve ferahlık ile üzerinden atılacağı düşünülen ataleti artık kırmalıyız.
Gizli bir alışkanlığı onu takip etmekti. Uyku tutmamıştı. Ortak platformdan onun da yalnızlık üzerine paylaşımlar yaptığını görmüştü. Her ne kadar aksi olsa da karşısındaki yine dayanamamış acaba noldu bir şeyi mi var diye hatırını sormak istemişti. Biliyordu pişman edileceğini ama sordu. Yine ters bir cevap aldı. Nezaketli olunsa neler yapmazdı ki? Kendine göre tabii. Çünkü karşı taraftaki onun belirsizliğine kızgındı. Mıymıy tavırlarına. Bunu dobraca söylüyordu. Bu sebeple de bir türlü orta yolu bulamıyorlardı.
R. beni engellemiş. R. kendini duymayı bırakmış. R. bilmiyor ki özgürleştiğini düşündüğü yerde kendinin üzerine basarak kendinin üzerine tırmanmış. R. doksanıncı kattan baş aşağı sarkıtmış da kendini uçuyor sanmış. R. R. R. Keşke kendini benim gözümden görebilseydin. R. 'e bu mesaj ulaştı. R. başkası olarak yorum yaptı. R. kendini gecelerde savunmasız bulduğu birine açtığını düşündü fakat sözcükleri hep önyargı doluydu. R. onunla uğraştığımı onu anlamadığımı hatta ona saygısızlık yaptığımı düşündü fakat ismini söylerken bile ses çıkarmadı. Sesini duyamadığım birini özleyemem ki. R. gururundan dem vurdu fakat R. insan olduğunu unuttu. R. Şimdi sana tek kelimem kalmıştı konuşuyorum: Hoşça kal.