• “Yöneticiler iyi veya kötü olsunlar, kahraman veya zalim ol­sunlar, onlar kendi milletlerinin birer yansımasıdırlar. Onlar, milli ruhun birer kopyasıdır, halk kitlesinin içinden doğmuştur. Bir millet nasılsa, devlet adamları da onlar gibi­dir. İşte bu nedenledir ki eskiden beri “Her millet, layık ol­duğu idareye ve devlet adamlarına sahip olur.” denilmiş­tir.”
  • Ülkelerin güçlü veya zayıf, halkların gelişmiş veya geri kalmış olmasının altında yatan tek neden yöneticinin Adil veya yetersiz olması değildir.
    Yönetici nasıl biri olursa olsun iyi veya kötü, kahraman veya zalim, her zaman kendi halkının canından bir candır. Onun bir parçası ruhunun yansımasıdır.
    Halk nasılsa onun yönetenler de öyledir. Bu yüzden de her halkın hak ettiği iktidarlara ve yöneticilere sahip olduğu eskiden beri söylenegelmektedir.
  • UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım insanlar vardır...Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

    Nörüyonuz KİKİRİKLER ? Ammman iyi olun .. Hele şu işe gidenleeeer !!! =)) Siz çalışın BEN YATARIM!!! Anlayacağınız üzere ben evdeyim .. "İŞİM" gücüm YOK!! Sağa sola salça olmaktansa oturam bu kitabı kritikliyem dedim .. Arkadaşım bu kitabı kesinlikle oku .. Orda bir kez anlaşalım .. Ben siyasetten anlamam , yok efenim tarih bilmem falan deme .. Birincisi, bu kitap son derece yalın ve anlaşılır bir dille yazılmış , ikincisi tüm bu anlatılanlar bir gezi ya da hatırat kıvamında aktarılmış .. Sizi boğan grafikler ve sayısal değerler yok .. Olaya "FRANSIZ" büyükelçiliğinden katılacaklar için de gerekli temelleri işbu inceleme ile ben atıcam ..(bkz : yauw Tuco ne mübarek bir zatsın sen!) Kitaba konu olan coğrafya ve halkların bir kısmını sizlere tanıtıp , "KESTANE GÜRGEN PALAMUT - ALTI YAPRAK ÜSTÜ BULUT - GEL SEN TUCO'YLA DERDİ UNUT - "İŞSİZLİK" NE GÜZEL diyip güle oynaya incelemeyi bitireceğiz .. Damalı bayrak havada .. Git , çayın ,çorban neyin varsa kap gel .. Füt füt füt diyerekten ,bade süzerekten , biramı hüpleterekten ve tuzlu fıstık kemirerekten olaya başlayayım ben de .. Saat 11 ! Şaşırmayınız !! Erken kalkan yol alır .. 18 yaş altı kesim.. Aman alkol almayın .. Alkol alırsanız kul hakkı yer , yoldan çıkmış canavarlara dönersiniz .. Uyarmadı demeyin !! =))

    Sevgili canikolar , biliyorsunuz ki Osmanlı parçalandığında , ortadoğudaki toprakları , sınırları CETVEL ile çizilip pekçok tarihçinin de dile getirdiği üzere, adeta "yoldan geçen" arap şeyhlerine tanzim edildi..O dönemlerde, yani 1930 larda Suudların kıçını silecek taşı yoktu .. Kuveyt 'i yüzyıllardır yöneten El Sabah ailesinin, dedelerinin kardeşini 10 (yazıyla on!) osmanlı altını karşılığında öldürdüğü falan söylenir durur..Gün geldi hesap döndü , işbu Kuveyt şimdi Amerika' nın en büyük yabancı yatırımcılarından biri oldu ..Bu kısmı cebine at ilerde lazım olacak .. Devam edelim ..O zamanlar , ortadoğudaki şeyhlikten ,monarşi ve krallığa henüz geçmiş bu sonradan görme görgüsüzlerin gelmiş geçmiş en büyük düşmanı, zannettiğiniz üzere Amerika değil , BAAS hareketi idi .. '45'ten sonra ,peşpeşe girdikleri dünya savaşlarının ardından, Kibariye'nin annesi moduna girmiş İngiltere ve Fransa ,bu iki büyük güç , parkinsondan yakınarak ligi , ABD ve SSCB' ne (Rusya işte Rusya !) bıraktılar .. BAAS , araplar için yeniden doğuş demekti .. Tek bir çatı altında , tek bir devlet altında birlik olma fikriydi ..Özgürlükçüydüler .. Kalkınmacıydılar.. Laiklikten yanaydılar ve şimdilerde radikal islam olarak adlandırılan olgunun da "tam" karşısındaydılar..Mottoları özgürlük ,birlik , sosyalizm idi .. Suud kralı Faysal , sonrasında "yalelli" Fahd , BAAS 'tan kıl kaptı kelimenin tam anlamıyla .. Çünkü 1950 'li yıllarda bu monarşik düzene , gücün tek elde toplandığı bu dikta rejimine, halkın zenginliğini sömüren bu azgın bedevilere dur diyecek tek bir kesim vardı : BAAS! Bir tarafta para , diğer yanda sosyalist birlik heyecanı.. Bir yanda TÜM amerika kıtasının sahip olduğu cip sayısından fazlasını şimdilerde bir sülalenin garajına toplayanlar , çölde ferrari parçalayanlar , diğer yanda ekmek arası çöl kumuyla yoğrulmuş humusa talim eden zümre ..

    Arap dünyasının BÜYÜK abisi Mısır' a uzanalım az da .. BAAS'ın gelmiş geçmiş en büyük lideri Cemal Abdulnasır , 1952'de Kral Faruk' u yukarda saydığım sebeplerden ötürü tahtından darbe ile indirdi .. İlk işi Süveyş'ten kan emici asalak ingiliz ve fransızı kovmak oldu..Daha sonra "millileştirme" politikalarına el attı.. Biz biliyoruz ki bugüne değin petrol ve yeraltı kaynaklarını millileştiren her kim olursa olsun ya asıldı , ya da yok edildi tıpkı İran'ın efsanevi başbakanı Musaddık gibi.. Nasır'ın da suyu ısınıyordu.. Üzeri çizilmişti ..Yaptığı bu affedilmez hareket ile bölgeye yeni yeni yerleşen Amerika'yı çok tedirgin etmişti .. Sosyalist ve eşitlikçi politikalar, ABD ile oksimoron bir birliktelik ortaya çıkarıyordu..Yalnız gelmiş gecmiş en azılı sömürgecilerden , yani ingilizlerden çok ders çıkarmış Amerika "böl ve yönet" kartını henüz oynamamıştı.. İşte o yıllarda , Nasır çok büyük bir hata yaparak islami hareketin önde gelmiş isimlerinden Seyyid Kutup'u astı.. Böylece Abd' nin isteyipte bulamadığı kozu eline vermiş ,Mısır'ı da ikiye bölmüş oldu : Reformist BAAS taraftarları ve İslamist kesim.. Pek tabiidir ki ABD , Nasır'a karşı islam geleneğinden gelenleri destekledi.. (Emperyalizmin maşaları o gün bugündür hiç değişmedi.)Bu kesimi de at cebine!! 48 ' de kurdurdukları ve ortadoğuya soktukları truva atı İsrail'i de sonradan cepheye sürüp '67'de Suriye - Mısır ve Ürdün'e saldırttı.. İsrail, hem Golan tepelerini ele geçirdi , hem de Nasır' ın bölgedeki karizmasını ve otoritesini kırdı .. Nasır İsrail ile masaya oturmak zorunda kalmıştı ki, bu arapların ASLA affedebileceği bir durum değildi .. Resmen ,alenen ve ilk kez bir arap ülkesi İsrail'i tanımış oluyordu çünkü böylelikle..

    Gelelim Irak ve İran'a .. Tıpkı Nasır gibi Abdulkerim Kasım da 17 temmuz 1967 'de 2. Faysal'ı devirip Irak'ta cumhuriyeti kurdu..Sonrasında içinde yeraldığı devrimi baltalıyacak olan ve o zamanlarda başkan yardımcısı olarak görev yapan "Saddam" ile beraber.. Bu kısmı da at cebine sevgili monçiçi !! ABD onu çooooook önceden araştırmış ve keşfetmişti çünkü.. O dönemlerde Irak'taki BAAS rejimi kelimenin tam anlamıyla inanılmaz reformlara imza attı .. Dünyanın hiçbir yerinde bir devrim bunca hızlı ve aksaklık olmaksızın başarıya ulaşmamıştır..Neydi bu yapılanlar ? İşçi emeklilik yasası çıkarıldı, PETROL MİLLİLEŞTİRİLDİ, onlarca üniversite kuruldu, kadınlara askerlik yolu açıldı, halk okulları ve halk ordusu kuruldu, okuma yazma seferberliği başlatıldı , bu seferberlik merkezlerinin sayısı 255 'ten 26.790 'a çıkarıldı..Kadın hakları , tarım , sulama , kimya , makine ve endüstri .. Aklınıza gelip gelebilecek tüm alanlarda topyekün bir kalkınma hareketi başlatıldı.. Bu kısım çok çok önemli : ÜLKEDEKİ TÜM IRK VE MEZHEPLER , TÜM SİYASİ HAREKETLERE PARLEMENTODA TEMSİL HAKKI VE ÖZGÜRLÜĞÜ VERİLDİ .. Ve BAAS ,tüm emperyalist petrol şirketleri ile çok şiddetli bir savaşa girdi..

    İran' da skor, erken davranıp hatalarından ders alan ABD leyhine yazıldı ve şapkadan Humeyni çıktı .. İran acemdi , şii idi .. Tüm arap ülkelerinin onlarla görülecek tarihi bir hesabı vardı .. Zaten öyle de oldu .. Saddam' ın darbesine müteakip Irak -İran savaşı patladı ..Tam 8 yıl savaştılar boş yere!!! Burayı cebine atma ..Koy önüne... Cebindekileri de çıkar ..Nedir bunların ortak noktası ? Hepsi de yozlaşmayı seçmiş , para için halkını satmış zümreler ya da kurumlar .. Karşılarında kim var ? SOSYALİZM.. Siz bugün Trump'la karşılıklı kılıç kalkan oynayan bu araplar hep böyle miydi sanıyorsunuz ?!?

    Buraya kadar okuduklarınız olayın makro ölçeği..Bir nevi kendi şahsımca kısa tutmaya calışarak anlattığım ..Mikroya geçtiğimiz an işte bu kitaba ayak basıyoruz .. Yıkılan kentler ve bu kentlerin yeniden inşaası ile bölgede at koşturmaya başlayan az gelişmiş ülke müteahhitliğine soyunan çok uluslu emperyal şirketler, satılan silahlar ,ilaçlar , kazanılan ihaleler.. Altyapı - üstyapı .. Aklınıza gelebilecek her türlü iktisadi çıkarlar .. Kimler vasıtasıyla mı ? Ekonomik tetikçi olarak anılan bu ajanlar yardımıyla .. İşbirlikçileri kim? Az önce bahsettiğim yozlaşmış kurumlar ve devlet erkanı.. Ben size sadece kitap öncesinde oluşan tezi sundum üç aşağı beş yukarı..Okuyacaklarınıza yabancı kalmayasınız diye ..Bu kitap esasen sosyalizme karşı emperyalizmin demin de belirttiğim gibi mikro ölçekteki savaşıdır .. Ülkeleri sömürgeleştirilmiş , tüm hakları ellerinden alınmış , günde 16 17 saat çalıştırılan insanların , toplumların başlarına "GETİRİLENLERDİR" .. İnanılmaz raddede gözü dönmüş , kuduz köpeğe bile rahmet okutacak bir AÇGÖZLÜLÜĞÜN, maskelenerek yozlaşmış yöneticiler yardımıyla ülkelere yapılan ihracıdır.. Doğaları gereği "ihraç etmeden" duramaz bunlar.. Ya özgürlük der , basını susturur , ya düzen der terör pompalar bölgeye ..Oynanan oyun hiiiiç değişmez ! Zira hepimiz biliyoruz ki , TARİH ŞU GÜNE DEK GÖZÜ DOYMUŞ TEK BİR TANE DAHİ KAPİTALİST KAYDETMEMİŞTİR..
  • Devletlerin güç ve zaafı, milletlerin ilerleme ve yozlaşması, yalnızca devlet adamlarının ehil oluşlarından ve yönetim kabiliyetlerinden veya beceriksizliklerinden kaynaklanmaz. Yöneticiler iyi veya kötü olsunlar, kahraman veya zalim olsunlar, onlar kendi milletlerinin birer yansımasıdırlar. Onlar, milli ruhun birer kopyasıdır, halk kitlesinin içinden doğmuştur. Bir millet nasılsa, devlet adamları da onlar gibidir. İşte bu nedenledir ki eskiden beri “Her millet, layık olduğu idareye ve devlet adamlarına sahip olur.” denilmiştir.
  • Yöneticiler nasıl olursa olsunlar, istr iyi yürekli ve acımasız, ister kahraman veya zalim... her zaman halkının içinden çıkmışlardır. Halkın ruhunun bir kopyasıdırlar. Halkları yaratmıştır onları. Halk neyse onlar da odur. Bu nedenle, yüzyıllar öncesinden bu yana söylendiği gibi, her ulus hak ettiği biçimde yönetilir.
  • Yöneticiler iyi veya kötü olsunlar, kahraman veya zalim olsunlar, onlar kendi milletlerinin birer yansımasıdırlar. Onlar, milli ruhun birer kopyasıdır.Onlar, halk kitlesinin içinden doğmuştur. Bir millet nasılsa, devlet adamları da onlar gibidir. İşte bu nedendir ki eskiden beri "Her millet layık olduğu idareye ve devlet adamlarına sahip olur" denilmiştir.