• “Beynim konuşuyor, konuşan benim, biliyorum.”
  • Nasıl ki, ilk bakışta insanların neden depresyon ve kaygıyı seçtiklerini anlamak güç görünüyorsa, insanlann neden "çılgın" davrandıklarını anlamak da güçtür. Glasser (1985, 2000a), "çılgın" davranışı, insanların arasından mantıklı olanlarının benzer durumlarda yapmadıkları bir tür yaratıcı davranış olarak görür. Glasser için, halüsinasyonlar, delüzyonlar ve anoraktik davranış yaratıcıdır, insanlar yeterince çaresiz kaldıklannda böyle "çılgın" davranışı seçerler, çünkü bu, yaşamlannda, olanlara biraz kontrol sağlar. Glasser, "çılgın" davranışı ruhsal bir rahatsızlık olarak görmez. Örneğin, eğer birisi, ünlü bir film yıldızını öldürmeyi seçerse, bu kişinin sorumlu olduğu yaratıcı "çılgın" bir fikirdir ve bunun sonucunda kişi kanunlara göre hapishaneye atılabilir. Seçim kuramına göre, delilikle ilgili yasal bir savunma söz konusu olduğunda, kendi yaşamlarındaki yollara dayanmak için yeterince kontrol sahibi olana kadar, suçluların yargılanmaması gerekir. Bu kontrole sahip olduklarında, eylemlerinin sorumluluğunu almalıdırlar.
  • 192 syf.
    ·2 günde·Beğendi·9/10
    Herkese merhaba,

    William Golding’in yazdığı ‘Ceberut Martin’ doğa ve insan arasındaki çatışma kadar insanın varoluş sorunlarını da tartışan, çarpıcı finaliyle baştan aşağı yeniden irdelenmeyi hak eden ve felsefeyle edebiyatı birleştiren önemli bir roman.

    Ceberut Martin, William Golding’in 1956 yılında yayımlanan üçüncü romanıdır. İş Bankası Kültür Yayınları’nın ilk baskısıyla bu güzel kitapla tanıştık. Elinizi çabuk tutarsanız kitabın birinci basksını siz de kütüphanenize koyabilirsiniz.

    Kitap ilk başta bana Daniel Defoe’nin klasik başyapıtı Robinson Crusoe ya da Tom Hanks’in muhteşem filmi Cast Away gibi tipik bir ıssız adaya düşerek, kurtarılana kadar hayatta kalma hikayesi sunacağını sandım. Zaten bu tarz “hayatta kalma” hikayelerini çok sevdiğim için kitap ilgimi çekmişti ve okumaya başlamıştım.
    Evet, hikaye benzer şekilde başladı. Bir durum romanı gibi, bol tasvirle, bol monologlu..Sonra yavaş yavaş işin şekli değişti; hikaye karmaşıklaştı, monologlar, geçmişe gidip geri gelmeler, hayaller, halüsinasyonlar derken akıl durduran bir sonla beni alt üst etti. Ulan ben ne okudum az önce diye kitabın kapağına bakakaldım.
    Kitabın konusu hakkında bir şeyler söylemek için kendimi zor tutuyorum ama istemeden spoiler verip o muhteşem finalin büyüsünü kaçırmak istemiyorum. Ama şunu söylemek istiyorum. Yalnız kalan insanın nasıl usul usul gerçeklikten uzaklaştığını, akıl sağlığını nasıl kaçırdığını öyle güzel kurgulamış ki William Golding hayranlık duymamak çok zor. Golding’in sahip olduğu şizofrenik kişilik ve İngiliz donanmasında katıldığı ikinci dünya savaşının kitaplarına etkisi yadsınamaz. Bu kitapta bu etki oldukça belirgin hissediliyor.
    Golding Sineklerin Tanrısı’nda insanoğlunun bireysel iyilik ve kötülükle bezenmiş sosyal bir varlık oluşunu çocuklar üzerinden iredelemişti, şimdi aynı temayı bu kez tam tersi bir açıdan, insanoğlu nasıl yalnız kalamaz diye Ceberut Martin’de ele almış ki ne kadar büyük bir yazar olduğunu ispatlamak adına bu bile benim için yeter de artar bile.
    Kitabı okuyacaklara tavsiyem, zaman zaman boğucu hale gelen monologlara, geçmişle şimdiki zaman arasındaki gel-gitlere biraz sabretmeleri ve kitabın sonunu mutlaka görmeleri olacaktır.
    Keyifli okumalar..
  • Princetonlu bir psikolog olan Dr. Julian Jaynes'in kendisi de benzer bir deneyim yaşadıktan sonra, işitsel halüsinasyonlar üzerine araştırma yapmaya başladı. Kanepede yatarken başının hemen üzerindeki boşlukta bir sesin konuştuğunu duymuştu. Doğal olarak akıl sağlığından kaygılanan Jaynes, insanların yüzde onunun bir tür halüsinasyon gördüğünü ve bunların üçte birinin "hayalet sesler" olduğunu keşfederek rahatladı.
  • En çok bilinen, sizin de bir uzman olarak hastalarınızda sıklıkla gördüğünüz şizofreni belirtileri nelerdir?
    En meşhur belirti, hastanın olmayan sesleri duymasıdır. Buna “işitsel halüsinasyonlar” adını veriyoruz. Kişi kendi hakkında yorum yapan, emir vererek kendisini yönlendirmeye çalışan bir ses duyar.
    Bir diğer meşhur belirtiler kümesi daha vardır: Hezeyanlar. Hasta çevresindeki insanların, hatta ailesinin kendisini yok etmek istediğini, öldürmek istediğini düşünür. Takip edildiğine, zehirleneceğine, kendisine komplo kurulduğuna inanır.
    Bazı şizofrenler kendilerini mehdi, peygamber, hatta Tanrı zannederler. Dünyayı kendilerinin yönettiklerini sanırlar. Özel bir dinî veya millî misyonlarının olduğunu düşünürler. Uzaylıların beyinlerine çip yerleştirdiklerine ve düşüncelerinin okunduklarına inanan hastalar da vardır.
  • Ölümün üç ay önceden başladığını biliyor muydunuz? İşte o belirtiler… 
    Ölüm, kaçınılmaz sondur ancak hepimizi korkutur.


    Sevdiklerinizi bırakıp gitmek, yapmak istediklerinizi tamamlayamamak ya da bilinmeyene doğru bir yolculuk yapmak biraz ürkütücü gelebilir. Bir anda öleceğimizi düşünürüz ama normal şartlarda bir ölüm kendini 3 ay önceden belli ediyor.

    Peki, ölüm hakkında ne biliyorsunuz? Mesela ölümün aslında anlık olmayıp, üç ay önceden başlayabileceğini biliyor muydunuz? İşte ölümün belirtileri..

    YOLCULUK BAŞLIYOR: ÖLÜME 1 – 3 AY KALA NELER OLUYOR?

    Birisi ölümün yaklaştığını fark etmeye ve onu kabul etmeye başladığı zaman çevresinden çekilmeye başlar. Dünyadan ve dünyanın içindekilerden ayrılma sürecini başlatır. Arkadaşlarının, komşularının ve hatta aile üyelerinin bile ziyaretini geri çevirebilir. Ziyaretleri kabul ettikleri zaman etkileşimde zorlanabilir ve bundan hoşlanmayabilirler.

    Kendi hayatları hakkında düşünüp taşınırlar ve anıları ziyaret edip dururlar.

    Nasıl bir hayat yaşadıklarını değerlendirebilir ve pişmanlıklarını düşünürler. Ölmek üzere olan kişilerin iştahı azalır, kilo verirler. Beden yavaşlamaya başlar ve daha önce olduğu gibi yiyeceklerden enerji almaya gereksinim duymaz. Bir zamanlar çok keyif aldığı şeyler ona artık cazip gelmez, tek istediği şey uyumaktır…

    Değişen vücut kimyası hafif bir his üretir. Onlar ne aç ne de susuzdur, yemek yemediklerinde acı çekmezler. Ve bu başladıkları yolculuğun beklenen bir parçasıdır
    ÖLÜME 1 – 2 HAFTA KALA NELER OLUR?
    Bu yolculuk sırasında kişiler genelde uyurlar. Kişilerde oryantasyon bozukluğu sık görülür ve algılar değişebilir. Kişi gizli düşman korkusu veya yenilmeme duygusu gibi hezeyanlar yaşayabilir

    Halüsinasyonlar görebilir, bazen orada olmayan insanlarla konuşabilirler. Konuşulan kişi genelde ölmüş insanlar olur. Hayat ile gelecek arasındaki perde kalkmıştır. Kişide ajitasyon görülür, hareketleri amaçsızdır ve diğerleri için hiçbir anlam ifade etmiyor olabilir. Çünkü gittikçe bu dünyadan uzaklaşıyorlardır.
    FİZİKSEL DEĞİŞİKLİKLER
    Vücut daha zor bir şekilde kendini koruma altına alır. Vücutta bu süre zarfında bazı işaretler görülür:
    * Vücut sıcaklığı düşüktür.

    * Kan basıncı düşüktür.
    * Nabız düzensizdir; yavaştır ya da hızlıdır
    * Terlemede artış görülür
    * Dolaşım nedeniyle deride renk değişiklikleri olur. Soluk ve mavimsi bir renk hakimdir, özellikle dudaklarda ve tırnak yataklarında daha belirgindir.

    * Solunum değişiklikleri söz konusudur. Genellikle solunum daha hızlı ve yorucu haldedir. Tıkanıklık meydana gelebilir ve bu da öksürüğe yol açabilir. Konuşma azalır ve sonunda tamamen durur

    ÖLÜME BİRKAÇ GÜN YA DA BİRKAÇ SAAT KALA
    Kişi artık ölüme doğru yaklaşmaktadır. Ölüm yaklaştıkça enerji dalgası ortaya çıkabilir. Yataktan kalkıp, yakınlarla konuşmak, iştahsız geçen günlerden sonra bir şeyler yemek isteyebilirler. Bu enerji dalgalanması kişiye göre değişiklik gösterse de ölen bir kişinin son fiziksel ifadeleri bunlardır.

    * Nefes daha düzensiz ve genellikle daha yavaştır. (Cheyne Stokes solunumu) Hızlı hızlı nefes almanın ardından nefes tamamen durabilir

    * Eller ve ayaklar morumsu ve lekeli (benekli) olabilir. Bu benekler yavaş yavaş kollara ve bacaklara yayılabilir. Dudaklar ve tırnak yatakları mavimsi ya da mor olabilir

    * Kişi genellikle yanıt vermemeye başlar ve gözleri açık veya yarı açık olmakla beraber çevreyi göremezler. İnanışa göre bu anlarda ölmek üzere olan kişinin yanına sevdiği kişilerin oturup onunla konuşması tavsiye edilir

    * Sonunda nefes tamamen sona erer, kalp durur. Ve ölüm artık meydana gelmiştir

    kaynak: sozcu.com.tr
  • Psikotik hastada kökensel bastırma meydana gelmemiştir. Yani dolayımsız yaşantılaması simgeleşmemiş, bu nedenle de kendi ile kendi olmayan ayrışmamıştır. Kendi sübjektivitesini bir gerçeklik gibi yaşantılamaktadır, gerçeklikle kendi içsel deneyimini ayırt edememektedir (hezeyan ve halüsinasyonlar).