İnsanın,dünyaya hazırlanırken, noksanlarının ve hazırlıksızlıklarının bulanık suyunda çırpınmaktan başka bir şey yapamadığını sanıyoruz.Oysa insan bu çamurda büyüyor ve büyürken tanık olduğu her şeyi vakumlayıp,konsantre hale getirip saklıyor.Hatta bu çamurun içinde kendini yaratıyor; çamurun kendisi oluyor.
Zaman böyle bir şeydir; ileri geri döner durur.Yakınlıklar uzaklıklara yer değiştirir.Sonra o uzaklıklar başka bir yerde,başka bir şekilde tekrar yakınlık hâline gelir.
Hayal kırıklığı insanı öldürmüyor.Yalnızca yaşama azminiz bir parça eksiliyor;başka bir şey olmuyor...Bir defa ayağa kalkana kadar,eskisi gibi gülmeye başlayana kadar,günlük işlerin hengamesine tekrar dönene kadar,bir vakit bocalıyoruz.Sonra yara izi gibi bir şey kalıyor...Zamanla kabuk bağlıyor.Elin hep oraya gidiyor;kaşıyorsun...İnsanın diliyle eksik dişini yoklamasına benziyor.Sonra kaşımamayı,yoklamamayı öğreniyorsun.