Neden, neden daha yaşam yolunun başlangıcında can sıkıcı, renksiz, silik, tembel, duymaz, yararsız, mutsuz kişiler olup çıkıyoruz bizler. İki yüzyıllık tarihi var şu kentin. İçinde yüz bin kişi yaşıyor. Ama ne geçmişte ne de şimdi, bir tek kişi yok ötekilere benzemeyen. Kendini yüce bir amaca adamış tek bir kişi yok.
İçimde bir sevinç var. Bu köknarları, akçaağaçları, kayınları sanki ilk kez görüyorum ömrümde. Sanki her şey merakla bakıyor bana ve beni bekliyor. Ne güzel ağaçlar bunlar ve doğrusu ne güzel bir hayat yaşanabilir çevrelerinde!
Bence insan bir inanç sahibi olmalı ya da bir inanç aramalıdır kendine. Yoksa yaşamı boştur, bomboş... Yaşamak ve turnaların neden uçtuğunu, çocukların neden doğduğunu, yıldızların neden gökte olduğunu bilmemek... İnsan ya neden yaşadığını bilmeli, ya da her şey saçma...
Sayfa 46 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Değil iki yüz, üz yüz; bir milyon yıl sonra bile, yaşam nasılsa öyle kalacaktır. O, bize bağımlı olmayan ya da bizim hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz, kendine özgü yasaları gereğince, her zaman aynı, sürüp gider. Göçebe kuşlar, turnalar sözgelimi, kafalarında yüce ya da değersiz, ne türden düşünceler taşırlarsa taşısınlar, neden ve nereye olduğunu bilmeden uçup duracaklardır. İçlerinden ne tür filozoflar çıkarsa çıksın, onlar uçmalarını sürdürürler. Onların uçmalarına engel olunmasın da, varsın dilediklerince felsefe yapıp dursun bu filozoflar.
Sayfa 45 - İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu