Bir gün dayanmakta zorluk çektiğim bu hücrelerde nasıl kalmıştı yıllarca... İşkencede bütün kemiklerinin kırılmasına rağmen pes etmediğini söyleyen Bergusi, tek kişilik hücreye yenildiğini söylüyordu!
Onunla aynı cennette mi olacaktık? Onların bu ağır imtihanına karşılık bizim rahatımıza, hayatımıza, konforumuza olan düşkünlüğümüzü düşündükçe utanıyorum.
Yine tek kişilik hücremde düşüncelere daldım.Rüya gördüğümde uyuduğumu anlayabiliyordum.Onun dışında uyuyup uyumadığımı anlayamıyordum. Çünkü uyku ile uyanıklık arası çok farklı bir halde oluyordum. Duvarlar beni sıkmaya başlıyordu. Daralıyordum. Çaresizlik ve esaret ne kadar da zordu.
Filistinlilerin 100 yıl bu zulüm ile yaşadıklarını düşündüm. Yıllardır tek kişilik hücrelerde yaşayan Filistinliler geldi aklıma... Aman Allah'ım! Saatler, dakikalar, saniyeler geçmek bilmezken; senelerce bir insan nasıl yaşar burada! Akli melekelerini kaybeder insan!
Yine kapı açıldı. Yine gardiyan ve sorgu... Bu defa, akşam erkenden bıraktılar. Hücremdeydim ve santim santim duvarları inceliyordum. Filistinlileri artık daha iyi anlıyordum. Bu dava, dışarıda ahkâm kesmekle yürümüyordu. İsrail Konsolosluğu önünde eylem yaptıktan sonra; yemeğe, çaya, tatlıya, nargileye gitmeye benzemiyordu.
Bu hikâye, gamzesine Kudüs'ü konduran; "Biz, Siyonizm'in hapishanesinde isyan çıkarmış birkaç Müslümanız" diyen, sevgili Erbakan Hoca ile başlamıştı. Kudüs diye bir derdi vardı. Kalabalıkları ayağa kaldırıp "Kudüs'ü kurtarmak için!" diye yemin ettiriyordu.
Bir gün kürsüden haykırıyordu. Öyle bir "Kudüs!" diyordu ki, tüylerimiz diken diken olmuştu. O günden beri yüreğimize bir kor gibi düştü Kudüs. Düştü ve yakmaya başladı.
Sonra, Kudüs hayallerimizi, sloganlarımızı, program afişlerimizi süsledi. Ama bir sorun vardı! Kudüs işgal altında ve her geçen gün daha büyük bir tehlike ile karşı karşıya iken; biz slogandan öteye geçmiyorduk.
Hayali bir aşktı bizimkisi. Filistin ile yatıp Filistin ile kalkıyorduk. Lakin hedef yok, plan yok, ayaklarımız yere basmıyor, devlet politikası yok. Fertten cemiyete, cemiyetten ümmete kadar hepimiz böyle idik.