• Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: Namaz kılan insan haram işler mi?
  • Hak ile batıl arasında ince bir çizgi var
    Devir değişti ve insanlar ayırt edemez oldu
    Nimetlerin içinde yokluk çeker oldu
    Batılı helal hakkı haram gördü
    Sığınacak liman gönlüne koyacağın
    Tek Yar Allah dır gerisi teferruat
  • Hiç içinizdeki 'ben' ile dışınızdaki 'ben'in kavgaya tutuştuğunu hissettiniz mi? Aramızda karşılaştığı bir durum yüzünden iki şık arasında kalıp bunun eziyetini çekmeyenler yoktur sanırım.

    Bazen insanın aklından şu geçiyor; içimde birkaç tane ben mi var? diye. Ve her bir 'ben' de beden diyarına kendi hakimiyetini kurmanın telâşını yaşıyor. Her biri söz istiyor hayat dersinde geçmiş ve gelecek işlenirken; haklılıklarını ispat etmek için dik duruşlarını sergileyerek parmak kaldırıyorlar. Ama kimi zaman inatları tutuyor ve acele zelzelesine tutuluyorlar. Asaletle kaldırılan parmakların yerini bağırış ve çığlıklar alıyor. Hiçbir 'ben' diğerinin düşüncesini umursamıyor, hiçbir görüş de sahibini tutmuyor. Artık sınıf tam anlamıyla 'sınıf' olmaktan çıkıyor, Karar adlı öğretmen hakimiyetini ve otoritesini kaybediyor, ne yapacağını bilemiyor ve sınıfı terkediyor.

    Bu sorunun cevapları bizim birey anlayışımızı yansıtıyor biraz da. Fuzuli ise kendi birey anlayışını Rind ile Zahid olarak belirtmiş. Bilindiği gibi, Fuzuli bir ilim adamıdır ve hayatı boyunca hukuktan matematiğe bütün ilimi dallarında kendini ilerletmeye gayret etmiştir. Ama bunun yanında bir aşk ve maneviyat eridir de (elbette üstadlar daha iyi bilir.) Bu nedenle onun benlik arayışına baktığımızda karşımıza 'Rind ile Zahid' adlı farsça asıllı şiir kitabı çıkar. Ne yazık ki farsça asıllı metnini hiç farsçam olmamasına rağmen okumak nasip olmadı. Kitaba verdiğim üç puanı da buradan kırdım zaten. Keşke bir iki rubai farsça aslından alınsaymış.

    Rind ile Zahid sözlükte aynı manaya gelmekte. İkisi sözcük de farsça asıllı olup dünyadan elini eteğini çeken anlamını taşıyor. Ama benim okuduğum ve duyduğum kadarıyla divan şiirlerinde zahidler, mescitte ve medresede vaktini geçirip dini ilimlerle ilgilenen; rindler ise meyhanede sarhoş olup ilahi sevgilinin hayali ile sema eden kimseler oluyor. Yani rindin ağzıyla zahidler cennette ağırlanmak için ibadet ederken rindler sonsuz bir affa nail olmak için haram olan şarabı içip günah bataklığına batıyorlar. Benim dikkatimi çeken ise Rind'in, Zahid'in oğlu olması. Bunu ben kişinin doğduğu andan itibaren aldığımız uyarıların ilk zihnimize vurmasına bağlıyorum. Mesela kimse sobaya dokunduğunda kalbinin yandığını hissetmez. Aynı zamanda baba, tecrübeyi de temsil ediyor. Bir düşünsenize o uyarılar zamanından beri zahiri deneyimler - zahiri derken zahidin ilminin rindin ilminin yanındaki zahiriliğinden bahsediyorum- peşinde olan akla değil de kalbe gelse imiş o kalbin hali perişan olurdu, değil mi?

    Diyeceksiniz ki ne ara akla ve kalbe geldik. Anlasanıza Rind sizin fırsatlarını sınırladığınız kalp ve Zahid de kullanmaya tembellik ettiğiniz akıl!
  • Bir baba düşün zamanın da iş kazası geçirmiş sonrasın da çalışamıyor. Çalışamadığı içinde evine bakamıyor. İşte o baba dün çocuğuna okul kıyafeti alamadı diye intihar etti.

    Eşine bıraktığı not ise; ben çocuğuma okul kıyafeti bile alamıyorum yaşamak bana haram.

    Hangi acı, hangi dert, bu acının üstüne çıkabilir😐
  • Bir Anneden Gelinlik Kızına Mektup.. Bir annenin kızına güzel bir çeyiz hediyesi olarak emanet ettiği öğütlerini içeren mektubundan.. Yavrum! Sana kırk yıllık evliliğimin tecrübelerine dayaranarak bazı nasihatlerim olacak. Bu nasihatlerime uyarsan dünyada mutlu bir ömür geçirdiğin gibi, ahirette de ebedi saadete ulaşırsın.. ☑ Kanaatkar ol.. Kocan tarafından getririlen yiyecek ve giyecek herşeyi memnuniyetle kabul et! Çünkü, kanaat, kalbi huzura kavuşturur. ☑ Söylenenleri daima iyi dinle, doğru anlamaya çalış ve kocanın meşru (haram olmayan) isteklerine karşılık ver. ☑ Evin ve her şeyin her zaman, temiz, bakımlı ve düzenli olsun. Eşinin yemek saati ile uyku saatine dikkat etmelisin. ☑ Açlık insanı huysuz eder, uykusuzluk ise öfkelendirir. ☑ Evinin mallarını ve eşyasını iyi koru. Yaptığın işleri ve iyilikleri asla ama asla başa kakma. ☑ İyiliğe karşı iyilik çabuk unutulur fakat kötülüğe karşı yapılan iyilik unutulmaz. ☑ Eşinin yakınlarına güzel muamelede bulun. ☑ Kocanın hatalarını yalnızken yumuşak bir dille söyle, başkalarının içinde tartışmaya girme. ☑ Kocanla arandaki sırları ya da kocanın sana güvenerek verdiği sırları başkasıyla paylaşma. ☑ Karı-koca arasındaki sırlar kabre beraberlerinde gömülmelidir. ☑ Eşinin üzüntüsünü ve neşesini paylaş. Ona her yönüyle iyi bir hayat arkadaşı ol. ☑ Yalan yuvayı içten içe yıkan bir kurttur, yalandan uzak dur. ☑ Aranızdaki problemleri kendiniz halledin, sakın bunları başkasına taşıma. ☑ Başkalarından medet umma acizliğine düşme. ☑ Kocandan, almakta zorlanacağı gücünün yetmeyeceği şeyler isteme! ☑ Kadının güzel huylusu, eşine cennet nimetidir. Sen kocana cennet nimeti ol. Azap çektirme
  • Kokuların Evlenmedeki Rolü
    Z am an z a m a n y en i e v le n e c e k ç iftle r e b u k o n u y u aç ıy o -
    mm: "Sizi birbirinize çeken, yani; bir yığın başka alternatif
    varken birbirinizi tercih etmenize sebep olan sırrı kaybetme-
    ■ ■ • " ta v s iy e sin d e b u lu n u y o r u m . “Kokunuzu değiştirmezse-
    n,z> yaşlandığınızda da en az bugünkü kadar ve batta daha faz-
    ^ birbirinizi seversiniz. ” d iy o r u m .
    E v e t, g e r ç e k te n b ir g e n ç k ız , k e n d is in i a s la te r k e tm e -
    ecek b iri ta r a fı n d a n se v ilm e s in i is t iy o r s a y a ln ız c a k e n d i

    ö z g ü n k o k u s u n u y a y m a y ı sü rd ü rm e -
    li. T a k i g e r ç e k te n o k o k u y u se v e c e k
    o la n m ü ş t e r is i g e ls in . S i z k o k u n u z u
    b o z a r , d e ğ iş tir ir s e n iz , o k o k u y u se ­
    v e n m ü ş t e r ile r g e lir a m a o n la r g e n e l-
    lik le s iz e s ık ın tı v e rir le r. Ç ü n k ü o n ­
    la r g e r ç e k b a ğ lıla r ın ız /b a ğ ım lıla r ın ız
    o la m a z la r .
    S i z k e n d in iz k a ld ık ç a , s a d e v e d ü z ­
    g ü n y a ş a d ık ç a k o k u n u z d a k e n d in ize
    ö z g ü k alır. O ö z g ü n k o k u n u z u n ger­
    ç e k t e n e tk ile d iğ i in sa n g e lip sizi b u ­
    lur. S iz y a d a m u h a t a b ın ız y a y d ığ ın ız o k o k u n u z u b o zu p
    d e ğ iş tir m e d ik ç e y a ş a d ığ ın ız o la y la r, sık ın tıla r v e t a s a la r sizi
    b ir b ir in iz d e n a y ır a m a z .
    A m a siz g e r e k y e m e iç m e k ü ltü r ü n ü z ü d e ğ iş tir e r e k , ge-
    re k d a v r a n ış la r ın ız d a fa r k lıla ş a r a k v e y a Y a ra tıc ı’n ın insana
    t e k lif e ttiğ i so r u m lu lu k la r ı y e rin e g e tir m e y e r e k k ok u n u z u n
    re n g in i v e d e ğ iş tir ir s e n iz , b ir d e b a k a r s ın ız k i siz i se v e n o
    “ m ü ş te r in iz V a ş ığ ın ız /s e v g ilin iz /e ş in iz a rtık siz i se v m e z ol-
    m u ş! V ey a s iz a rtık o n u c e z b e t m i y o r s u n u z ...
    C e n a b - ı H a k “Allah’a ve Resulüne itaat edin ve birbiriniz-
    le çekişmeyin. Sonra birbirinizden ayrılırsınız ve kokunuz gidi-
    verir.” (Enfal, 46) b u y u r a r a k b iz e , ita a t e t m e k , iyi g eçin m ek ,
    a y rılm ak g ib i k o n u la r ile k o k u a r a s ın d a a ç ık b ir m ü n a s e b e ­
    te o ld u ğ u n a iş a r e t ed iy o r.’
    A y e tte g e ç e n “Resule itaat edin!” b u y r u ğ u , e s a s ın d a m ü­
    m in in , h e r d a v r a n ış ın d a H z . P e y g a m b e r ( s a v ) ’i m o d e l alm a-
    sı g e r e k tiğ in i v e y a ş a m ın tü m h a lle r in d e (y e m e iç m e , uyu
    m a , ç e v r e siy le m ü n a s e b e t v s .) o n u n ö r n e k a lın m a s ı g erektiğini
    ğini b ildirir. "Allah’a itaat”ten m a k s a t ise d a h a ö n c e k i s a y fa ­
    larda d a t e m a s e ttiğ im iz g ib i “sünnetullah" d e n ile n e v r e n se l
    kurallara u y u m lu y a ş a m a k t a n ib a re ttir.
    Dolayısıyla şu ayeti "Yeme içmenizde ve ilişkilerinizde do­
    ğudaki ilahî/evrensel kurallara uyunuz. Size helal kılınanları
    yiyin, haram kılınanlardan uzak durunuz. Peygamberin yaşa-
    \hğı gibi yaşaym. Böyle yaşamazsanız, çözülürsünüz; sizi birbi-
    rinize sevdiren, birinizi ötekine sevimli kılan bağınız, kokunuz
    ıluğılıverir ve birbirinizi sevmezsiniz. ” şeklinde tefsir etmemiz
    de mümkündür.