''Oysa biz sıradan ölümlüler için durum başka. Biz yaşlanırız, saçımız sakalımız ağarır. Bir gün artık iyice yıpranmış olacağız ve bu dünyadan ayrılacağız. Ama rüyalarımız öyle değil. Biz çoktan yok olduğumuz halde, onlar başka insanlarda yaşayabilir.''
''Sokrates'le diğer herkes arasındaki fark, ötekilerin ondan daha fazla bir şey bilmedikleri halde, o azıcık bilgileriyle gayet memnun yaşayabilmeleriydi. Ve bildiği kadarından memnun olan insanlar, asla filozof olamazlar.''
''Bunu fark eden ve buna uygun bir tarzda yaşayan ilk kişi, Sokrates'ti. Atina'nın Pazar Meydanı'nda dolaşıp insanlarla konuşuyor, ama onlara bir şey öğretmeye kalkışmıyordu hiç. Tam tersine, karşılaştığı kişilerle konuşup kendisi onlardan bir şey öğrenmeye çalışıyor; tarlalardan ve ağaçlardan hiçbir şey öğrenemeyeceğini düşünüyordu. Ama büyük bir düş kırıklığına uğradı: Çok şey bilmekle övünen insanların aslında hiçbir şey bilmediklerini fark etmişti. Şarap ve zeytinyağının fiyatlarını günü gününe biliyorlardı belki, ama yaşam hakkında anlamlı bir şey söyleyemiyorlardı. Sokrates ise bildiği tek bir şey olduğunu yinelemekten hoşlanıyordu: o da hiçbir şey bilmediğiydi.''