Harun Küsmüş

Harun Küsmüş
@harunksms
pluviofil
Lisans
Gaziantep-istanbul
Gaziantep, 20 Nisan
1212 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Yalnızlığa Yeniden Başlamak
Bir iç ses, yutkunmaya izin vermeyen, sineye doğru inip tekrar boğazda düğümlenen. Hıçkırıklarını duyup bir çocuğun. Kimsesiz yalnızlığında kala kalırken, uzak bir ihtimali değerlendirmek, o bilinmeyen çaresizliği yalnızlığı dindirmek. Belki geç kalınmış, belki olması gerekenden de erken. İnsan çoğu zaman kendi kendisinde birikir, bir yığın olur kendi kafasının içinde, o yalnız anlarında. Bazen çok derin bir sevinçle, bazen hüzün, bazen kirli eşya gibi yüklü ve ağır. Düşünceyi alaşağı eden mesafelerin uzunluğunda kaybolmak ister bunun için.. Bir yol vardır her daim. Bu anlarda o yolu geriye doğru yürümek ister, kendi içinde geriye doğru bir kopuştur bu. Toplum ilerler oysa; unutur, sindirir toplum, herşey geçer onun için, yarınlara adapte olur toplum. Geriye yürümek kabul edilebilir birşey değildir çoğu zaman. Düşünce kendisine tekrar eder o fikrin merkezinden uzaklaşmak için, geriye gitmeli baştan başlamalı. Yeniden bakmalı, yeniden görmeli. Çünküleri, fakatları ve bağlaçları, akışa çalım atan herşeyi bir tek seferde görmezden gelerek, geçmişin dipsiz çukuruna kendini bırakmalı. Boğulmayı göze almalı. -Harun Küsmüş
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Belirsizliklerimi törpülemek gayesiyle merak denilen vadilere atıyorum bilincimi Ne tarafa düşsem ordan sekiyor ve tekrar aynı nokta da buluşuyorum kendimle. Kimsenin hiç bir şeyi görmediği anlarda bir periskop olmayı seçiyorum. Gecelerim düşünce dağlarında fikre müsait bir alanda dolaşmakla geçiyor. Kendimi ararken; kendimi, kaybettiğim yollarda buluyorum.... Sonun başlangıcı ile sonun nasıl bir başlangıç olduğu arasında mekik dokuyorum. Ne başlayabiliyorum ne de son denen durağa varabiliyorum. Belirsizliği biliyorum, artık belirsizlik damarlarıma karışmış bir zehir gibi. Karıştıkça daha çok batıyor ve başımla gövdem arasına sıkışıyorum. Harun Küsmüş
Zembereği boşalmıştı sanki. Elleri, kolları, omuzları birbirinden ayrılmış. Gövdesinin ortasından yarılıp Boşluğun kendisi olmuştu. Kendi içinde akıp duran Kum saati gözlerinin önündeydi. Ve zaman kumun tanelerinden ibaretti. Milyonlarca tanecik aynı yönde akıyordu. Ayrıyken birbirini tamamlıyor. Boş alanı dolduruyordu. Döngünün devamı için. Aynı şeyi sonsuza kadar tekrarlıyordu. Bu döngü hayatın kendisiydi. Bu akışta bir tanenin yokluğunu kimse farketmezdi. Döngü aksamadan devam ederdi.. -Harun Küsmüş
Gözlerinin boşluğunda uzanan manzaranın tadını çıkar, bedeni arzuların uzaklığında bilincini gökyüzünde süzülen bir güvercinin kanadına bağla. Tutunmak gerekir her nefeste hayata. Ve dağlar kurmalısın zihninin evrenine, seyre dalarken kendi gökyüzünü, bilincinin ötesinde yükselmeli dağlar. Ve o dağların eteklerinde gezinen bulutlarla arkadaş olmalısın… -Harun Küsmüş
Dolup taşar enginlerim Geç vakte kalan cümlelerim Yüz yüze iken verilen sözlerim Ardı arkası kesilmeyen umutlarım Rüzgarlı bir sonbahar, akşamüstü Boşlukta salınan salıncak Suretime ayaz değmiş yanar Tutkulu bir hissin alakasızlığı Soluk soluğa ruhumu sarar, Tortusu birikmiş yalnızlığım İstekleri yeryüzüne sığmayan benliğim Vadide uçuşan özgürlük kuşları İçimde için için susmayan fısıltılar Yatıp kalkmış, yorgun düşmüşüm Çocuk düşlerim de kalmış gülümseyişler Tutarsız adımların sonunda girilen sokaklar Kaybolunmuş benlikler, hırsla verilmiş kararlar Karanlık sokaklarda isli, küflü duvarlar... -Harun Küsmüş