Bir ayrılık hüznü var içimde.
Dostlarla son hasbihâl,
gençlik neşesinin bize armağan ettiği
son gamsız saatler...
Yarından sonra farklı yollara düşeceğiz.
Ama biliyorum ki aynı gönüllerde buluşmaya devam edeceğiz.
Farklı duraklarda, birbirimizin ardından
gururla bakan gözlerle vedalaşıyoruz bugün.
Ayrı düşsek de bugün
aynı hatıraların izinde kalacağız her zaman.
Her hâl geçiyor.
Kahkahamız da kavgamız da.
Yalnız, bizdeki etkisi birer hatıra olarak kalıyor.
Güzel günlerinki bir yana; kederli günlerin içimizde bıraktığı kırılganlıklarından sonra, Hz. Ebubekir Sıddık (Allah ondan razı olsun)'ın bize kadar gelen:
"Şikayetçi olup ağladığım nice günler oldu.
Zaman geldi ki ağladığım günlere ağladım." sözü hayatımızda kendine yer bulunca insana gelen rahatlama hissi, iç huzur mu denir, tarif edilemez güzellikte oluyor.
Bunu bire bir tanımlayabilir miyim bilemiyorum ama kelimelerimin yettiğince ifade etmek istiyorum:
Yağmurdan sonra, sırtını masmavi gökkubbeye dayayan yedi renkli yarım halka var ya...
Altından geçince her dileğimizin gerçekleşeceğine inandığımız.
İşte ona doğru koşacak olmanın heyecanıyla kalbimiz küt küt atarken onu gördüğümüz andaki sevinç gibi bir şey:
"Aaaa!
Bakın, bakın.
Gökkuşağı çıkmış." diyerek bu güzel anı herkesle paylaşarak çoğaltmak istediğimiz.
Umarım anlatabilmişimdir.
Sevil Şentürk
📝2.6.2026/Ö.S.6.09
📸23.6.2025
Ve insanlardaki, ancak hayal edilen amacın ve idealin bir araya geldiği gözle görünmez özelliklere, görünür araçlarla mı hitap edeceğiz?
Herhalde askerlerimizin ruhunu kazanmak bizim için bir görev olduğu gibi; öncelikle onlarda bir ruh, bir emel, bir kişilik yaratmak da Allah'tan ve Medine-i Münevvere'de yatan Cenab-ı Peygamber'den sonra bize düşüyor.
“Hayaller hayata sığmıyor” diye kamyon arkası bir yazı okudum az önce, sanki tüm hayatım gözlerimin önünden geçti. Çünkü en çok benim gibi hayal kurmaktan vazgeçen insanlar, bu cümlenin ne demek