Demir attım yalnızlığa bir hasret denizinde
Müzik
"Söylesene Kadıefendi, Aşk'ın günâhı cehenneme atar mı? Yoksa, yaşarken yanar Âşık; cehenneme lüzûm var mı? Peki cennet ister mi gerçek seven? Hûri'ye, Gılmân'a meyleder mi? En büyük imtihân Aşk mıdır yoksa Aşk'ın imtihânı hasret mi? Günâh mıdır sevmek Kadıefendi? Az sevmek meselâ? Çok sevmedikçe isrâf olur mu Aşk? Aşk, her kalbe teșrîf eder mi, Yoksa sadece çok sevene mi ya da tertemiz sevene mi lütuftur Aşk? Zulümdür bazen Aşk, değil mi Kadıefendi? Züleyhâ'nın Aşk'ı gibi. Sabır, vuslât diyârının anahtarı, sadâkat ise Mâşuk'un. Nedir ki Aşk? Hiç bilinmez mi, yaşarken hiç bilinemeyecek mi? Yani Aşk'a dâir söylenen her șey hurâfe mi? Söylesene Kadıefendi, bunca günâh arasında, fetvâ yok mu bu Aşk'a?..." |Seyyîd M. Nâfî el-Hüseynî
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Kuruyup gidiyorum, kimseler fark etmeden, Bir yaprak misali savruluyorum sessizce. Kötü günlere öyle çok denk geldim ki, İyi günlere hasret kaldı bu ömür ince ince. Her gün bir imtihan, her gün ayrı bir sınav, Gelen güzelliklerin tadını alamaz oldum. Sabahları umutla değil de korkuyla uyanıp, "Bugün de mi kötü şeyler yaşayacağım?" diye sordum. Ömrüm, kötüyü beklemekle geçti belki de, Sevinç kapımı çalsa bile inanamaz oldum. Depresif biri değildim aslında ben, Sadece yaşadıklarımın yüküyle yoruldum. Yine de biliyorum, her gecenin bir sabahı var, Her yaranın içinde saklı bir şifa. Belki bugün değil, belki yarın gelir ama, Rabbimin rahmetiyle açar gönlüme bir bahar. MASAL
Ne kadar uzaklaşırsam uzaklaşayım, bazı düşünceler benden hızlı koşuyor...
Anılar gezdi kanımda Seni aradım yanımda Tesbih gibi her anımda Hasreti çektim ağladım 😔
Aklıma düştü gözlerin Boynumu büktüm ağladım Elveda dediğin yerin Yanına çöktüm ağladım 😔