Ben, insanı buğdaydan öğrendim çünkü. Kurak tarlaya ekilmeyi, yağmur yağacak diye beklemeyi, yağarsa sevinmeyi yağmazsa kabullenişi buğdaydan öğrendim.
Başak başak büyümeyi, güneşin altında sıcaktan kavrulmayı, yeşilden sarıya nasıl dönüldüğünü, taş değirmenlerde ezim ezim ezilmeyi ama bitmemeyi, yeniden bir surete bürünmeyi buğdaydan öğrendim.
Madem şimdi siz de bir şey söylemiyorsunuz, o halde müsaadenizle ben söyleyeyim...
Bırakın beni, size tutsak kalmak istemiyorum artık.
Sizin pişmanlığınızı yaşayıp durmaktan, geçmişi düşünüp durmaktan çok sıkıldım.
Bir buğday tanesiydim ben, ezildim ama bittim mi?
Hayır, yeni bir başlangıçtı bu. Geçen yıllarımla aramız iyi değildi kabul ediyorum, değirmende ezilmeden önceki halim olarak kalın istiyorum. Öylece orada kalın, ben tövbe sesleriyle ezilmiş yeni bir başlangıç istiyorum.