Açıdan asla bahsetmeyip ona sessizce katlanmasını emrediyordu. En iyisi hiç konuşmamaktır; böyle öğrenmişti. Fakat sevgisiz de yaşayamıyordu ve bu da bir mirastı.
Bütün köyler, bütün kentler, tüm dünya, tüm insanlar bu hastalığın pençesindeydi, herkes deliriyordu. Kimse kimseyi anlamıyor, herkes telaş içinde koşturuyordu. Herkes gerçeği kendisini bildiğini düşünüyor, karşısındakilerinin bunu anlamıyor olmasından acı çekiyor, göğsünü yumrukluyor, ağlıyor, kıvranıyor, ellerin uçtu oluşturuyordu. Kimi yargılayacaklarını, nasıl yargılayacaklarını bilmiyorlar; neyin iyi, neyin kötü olduğunu anlaamıyorlardı. Kim suçlanacak kim Aklanacak kimsenin bildiği yoktu. İnsanlar anlamsız bir hınç ve öfkeyle birbirlerini öldürüyorlardı.