Oyunu bozamayız, çünkü oyun oynamıyoruz.
Pul veriyoruz, haz alıyoruz.
Batı bize haz veriyor, haz su gibi değil, haz kandırıyor ama hazza kanılmıyor.
Hayret ediyorum, gönüller hiç mi acımıyor da bunu bilmiyor.
Dünya yıkılıyordu, dürülüp kavruluyordu ama ben saçlarıma ak düşse de, bir zaman almıştım ya kendi sesimi, vazgeçemiyordum laf etmekten, şiir üstüne söz söylemekten, durmaksızın.
Böyle olacaktı demek hep, dinmeyecekti sızım.
Neden bana kalbini gösteriyorsun, orada bir şey yok ki, orası et, üstü kemik, üstü et, üstü deri, üstü çul çaputtan kıyafet demedim elbet.
Öğrendiydim yeminle, gençken daha, bir insan kalbini gösteriyorsa, orada durmalı, eğilmeliydi.
Çünkü kalp çarpardı.
Her anlamda.