Acıları paylaşırken, açlıkla savaşırken veya birinin yüreğine bir sevinç parçası yerleştirirken ulaşırız anlama? Yani hakikate... Yani huzura... Bazen sevinçle ama çoğu zaman acıyla alınan bir yolun sonundadır, anlam...
Evet, içine bakmak, sakinleşmek, içerideki kargaşayı yoluna sokmak için bir müddet yalnız kalmak gerekebilir. Ama bu hep kaçınılmaz yakınlarımız olan insanlara, daha sağlıklı bir şekilde dönmek için olmalıdır. Onlar yaratıcının geniş bir sepetten bizim için seçtikleridir. Seçeni sevdiğimizden ve hikmetsiz iş yapmayacağını bildiğimizden, razıyızdır bu seçime.
Kur'an, kendileri için gökler ve yer genişliğinde cennet hazırla nan takva sahibi kişileri tarif ederken, beş temel nitelik sayar. "Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler, insanları affedenlerdir. Ve onlar çirkin bir günah işledikleri yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayarak hemen günahlarının bağışlanmasını dilerler. Allah'tan başka günahları kim bağışlayabilir? Bir de onlar, bile bile, işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmezler." (Al-i İmran 134-135)
Bu açıdan baktığımızda faydası olmayan ibadet yoktur. İbadetlerini yerine getirdiği halde olumsuz ahlâki davranışlar sergileyen insanların durumuna gelince, bizler dışarıdan bakarak ibadetlerin onları nereye getirmediğini görebiliyoruz fakat nereden nereye getirdiğini göremiyoruz. Herkesin hayata başladığı nokta farklı olduğu gibi varacağı yer de aynı olmayacaktır. İyi niyet ve ihlasla yapılan her ibadet, kulu Allah'a yaklaştırır ve ahlâkını yüceltir. Fakat biz o kulun yolculuğuna hangi noktadan başladığını bilemediğimiz için ibadetin ona fayda vermediğini zannederiz. Bu nedenle "bir de namaz kılıyor" demek yerine "ya bir de namaz kılmasaydı" demeyi deneyebiliriz.