Yıllar boyunca, ait olamadığı toplumun sapanları ve oklarıyla kanarken hiçbir din adamı ya da psikoloğa açılmamış, ve şimdi, yani kırk bir yaşına ulaştığında, sonuna kadar hak ettiği o iç huzura, o bilgelere özgü sağlıklı dengeye kavuşmuştu.
Kendi kendine güçlerini başka türlü bir mücadele için kullanma yolları keşfetmişti; daha bireysel, belki daha az kahramanca; ancak sahtekarlık, faydacılık ve baskıya, yani tek kelimeyle ruhun hiçleşmesine karşı bir mücadele.
Sonunda hayat, canavarların etrafta gezindiği korkunç bir yarışma olmaktan çıkmış; başa çıkılabilir, çok da rahatsız edici olmayan bir şeye dönüşmüştü.