Ders verdiğim sınıflara, "Kaçınız hamburgeri McDonald's'dan daha iyi yapabilir?" diye sorduğumda, neredeyse bütün öğrenciler parmak kaldırır. Eklerim: "Peki madem daha iyi hamburger yapmasını biliyorsunuz, nasıl oluyor da McDonald's sizden daha çok para kazanıyor?"
Yanıtı apaçık ortada: McDonald's iş düzeninde mükemmel. Yetenekli pek çok kişinin yoksul olmasının nedeni bütün dikkatlerini hamburger yapmaya verip iş düzeni kurmaya önem vermemeleri.
Hawaii'de bir arkadaşım büyük bir sanatçıdır. Epey para da kazanır. Bir gün annesinin avukatı onu aramış, annesinin kendisine 35 bin dolar bıraktığını söylemişti. Avukat ve devletin alacağı harç ve ücretler düşüldükten sonra kalan paraydı bu. O da paranın bir bölümünü reklam yapmak için kullanarak işini büyütme fırsatını değerlendirmeyi düşündü. İki ay sonra çok zenginlerin aldığı pahalı bir dergide dört renkli, tam sayfa ilanı çıktı. İlan üç ay boyunca yayınlandı. İlana ses veren olmadı, bu arada bütün parası ilana gitmişti. Şimdi kendisini yeterince tanıtmadığı için dergi aleyhinde dava açmayı düşünüyor.
Ağızlara layık hamburger yapmasını bilen, ama iş konusunda pek az bilgisi olan herkesin başına gelen bir durumdur bu. Arkadaşıma bu deneyimden ne öğrendiğini sorduğumda yanıtı, "reklamcılar üçkâgıtçı" oldu. Bunun üzerine satıcılık ve doğrudan pazarlama kursuna gitmeyi düşünüp düşünmeyeceğini sordum. "Zaman'm yok, zaten paramı boşa harcamaya da niyetli değilim," dedi.
Dünya yetenekli yoksul insanlarla dolu. Bunların çoğu ya yoksul, ya maddi zorluklar içinde boğuşan ya da hak ettiklerinin daha altında kazanan kimseler; bunun nedeni bildikleri değil, bilmedikleridir. Hamburger satma ve servis yapma becerilerini geliştirmek yerine ilgilerini daha iyi hamburger yapmaya odaklarlar. McDonald's dünyanın en iyi hamburgerini yapmaz, ne var ki sıradan bir hamburgeri satma ve servis yapma konusunda kimse eline su dökemez.
Eğer yeni bir şey öğrenmek için çaba göstermeye isteksizseniz ve kendi alanınızda uzmanlaşmakta ısrarlıysanız, çalıştığınız şirketin sendikaya bağlı olmasına önem verin. İşçi sendikaları uzman kadrolarını korumaya öncelik verirler.
Eğitimli babam, valinin gözünden düştükten sonra, Hawaii'deki öğretmenler sendikasına başkan olmuştu. O güne dek üstlendiği en zor görev olduğundan söz ediyordu. Zengin babamsa ömrü boyunca şirketlerindeki sendikalaşma için çabaladı. Başarılı oldu da. Sendikalar kapanmaya yüz tuttuğunda bile, zengin baba o sorunun da üstesinden gelmesini bildi.
Kendi adıma ben taraf tutmam, çünkü her iki tarafa da gerek olduğunu, her iki tarafın da yararlarını görebiliyorum. Okulun size verdiği öğütleri tutuyorsanız, alanınızda uzman olun, sonra sendikanın sizi kanatları altına almasını dileyin.
Eğer pilotluğa devam etseydim, sağlam bir sendikası olan bir şirket arardım. Neden mi? Çünkü o zaman hayatımı tek bir endüstride geçerli kabul edilen bir beceri öğrenmeye adamış olacaktım.
Ağırlık, yalnızca çekçekte birikenlerle sınırlı değildi; kalbinde, beyninde, ruhunda, yani insanların göremediği noktalarda da birikim vardı. Onu tartacak bir terazi henüz icat edilmediğinden Murat içindeki ağırlığın kaç kilo olduğunu öğrenememişti ama nasıl hafifleyeceğinden emindi, hayal kurarak...