Binlerce anı var zihninde, binlerce kelime, binlerce hayal kırıklığı, binlerce mutluluk, binlerce acı, binlerce unutulmaya yüz tutmuş yaşanmışlık. Binlerce dökülmüş gözyaşı var gözlerinde, binlerce ağlayamadığın düğüm boğazında. İstemeden ya da isteyerek ettiğin binlerce veda var içinde, binlerce vazgeçiş, binlerce fazla fazla edemediğin veda. Binlerce cümle var söyleyemediğin dilinde, binlerce söylediğin kelime. Binlerce hata var, binlerce günah ve binlerce doğru. Yolun sonuna geldiğini hissediyorsun şimdi. Yeterince yol yürüdüğünü, yorulduğunu, gücünün kalmadığını, bilerek ve bilmeyerek yaptığın herşeyin üstüne yıkıldığını. Hepsi oldu. Hepsini yaşadın. Yaşayacak çok şeyinin kalmadığını düşündüğünde bile yaşamak için bir müziğe, bir kitaba, bir filme, denize, sokakta yürürken yanından geçen insanların parfüm kokularına, yağmurdan sonra kokan toprağa, yürürken gördüğün en sevdiğin çiçek olan papatyalara, inanmayı güvenmeyi bıraktığın insanlara bile tutundun. İçinde hep sevdin bu dünyayı ama çoğunlukla sevemedin de. Hep bir eksikti bu dünya sana. En küçük yaşlarda başlamıştın bu garip eksikliği, yabancılığı hissetmeye. Ait olamadığın yere ait olmak isteyip ait olamayandın sen. Hata yaptın diye başkasının da sana hata yapmasını acıyla kabul de ettin. Başkaları rahat etsin diye kendi rahatından da vazgeçtin. Yeri geldi başkalarını kendin için hiçe de saydın, yeri geldi başkaları için kendini. İkisini de sevdin. Kendin için kalpsiz gibi görünmeyi de, başkaları için hiç birşey yokmuş gibi göstermeyi de. Eksiklerini gösterdin.Kimi zaman hayal kırıklığına uğrasan da göstermek bile yetti bazen.Ama biliyorum hep kendi kendini topladın.Hep kendinle doldurdun o eksiklikleri. Seni topladığını düşünen herkes dağıttı seni. Dağıttığını sananlarsa topladı. Kötü şeyler hep olur, acı