Hayal

Hayal
@hayal20
.
25 Haziran 2001
45 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Kendi hislerine düşman arama.
1K
Reklam
Bazen insan durup düşünür. Hayatın içinde yürürken bir anda kendi adımlarının sesini duyar. Sanki yıllardır yürüdüğü bir yol vardır da o yolun ne zaman başladığını hatırlamaz. Ama yorgunluğu tanıdıktır. Zihninde yüzlerce yüz vardır. Bazıları artık yoktur, bazıları hiç olmamıştır bile belki. Yine de hepsi bir iz bırakmıştır. Birinin söylediği tek bir cümle, birinin sessizliği, birinin gidişi… İnsan bazen en çok söylenmeyenleri hatırlar. Çok şey sığar bir kalbin içine. Sevdiğin insanlar, kırıldığın insanlar, affettiklerin, affedemediklerin… Hepsi aynı yerde durur. Aynı kalpte hem sevgiye yer olur hem kırgınlığa. İnsan bunu ilk fark ettiğinde biraz şaşırır. Bir zaman gelir kendine yabancı gibi bakarsın. Eskiden olduğun kişiyle şimdiki kişi aynı mı diye düşünürsün. Aynı sokaklarda yürürsün ama başka bir gözle bakarsın. Aynı şarkıyı dinlersin ama başka bir anlam duyarsın. Çünkü insan değişir. Ama garip olan şu ki bazı şeyler hiç değişmez. Yağmurdan sonra toprağın kokusu hâlâ aynı huzuru verir. Denize bakınca içinden geçen o sessiz düşünce hâlâ oradadır. Bir papatya gördüğünde kalbin yine küçücük bir çocuk gibi sevinir. Demek ki insanın içinde zamanın dokunamadığı bir yer de vardır. Bazen kendini çok güçlü sanırsın ama küçük bir anı dağıtır seni. Bazen de tamamen kırıldığını düşünürsün ama içinden beklemediğin bir güç çıkar. İnsan kendini en çok böyle anlarda tanır. Hayat garip bir öğretmen gibidir. Bazı dersleri sevdirerek öğretir, bazılarını acıyla. Ama öğretmeden de bırakmaz. Bir gün dönüp baktığında fark edersin; kaybettiklerin seni eksiltmemiştir sadece, bir şeyler de eklemiştir sana. Sabır gibi, anlayış gibi, bazen de sessizlik gibi. Ve belki de en sonunda şunu anlarsın: İnsan aslında hiçbir yere tam ait değildir. Ama yürüdüğü yollar, sevdiği insanlar, baktığı gökyüzü…
1K
“Bazı hikâyeler yaşanmış gibi iz bırakır ama dokununca buğu gibi dağılır. Galiba en çok da yarım kalmayan, hiç başlamayan şeyler yoruyor insanı.”
Binlerce anı var zihninde, binlerce kelime, binlerce hayal kırıklığı, binlerce mutluluk, binlerce acı, binlerce unutulmaya yüz tutmuş yaşanmışlık. Binlerce dökülmüş gözyaşı var gözlerinde, binlerce ağlayamadığın düğüm boğazında. İstemeden ya da isteyerek ettiğin binlerce veda var içinde, binlerce vazgeçiş, binlerce fazla fazla edemediğin veda. Binlerce cümle var söyleyemediğin dilinde, binlerce söylediğin kelime. Binlerce hata var, binlerce günah ve binlerce doğru. Yolun sonuna geldiğini hissediyorsun şimdi. Yeterince yol yürüdüğünü, yorulduğunu, gücünün kalmadığını, bilerek ve bilmeyerek yaptığın herşeyin üstüne yıkıldığını. Hepsi oldu. Hepsini yaşadın. Yaşayacak çok şeyinin kalmadığını düşündüğünde bile yaşamak için bir müziğe, bir kitaba, bir filme, denize, sokakta yürürken yanından geçen insanların parfüm kokularına, yağmurdan sonra kokan toprağa, yürürken gördüğün en sevdiğin çiçek olan papatyalara, inanmayı güvenmeyi bıraktığın insanlara bile tutundun. İçinde hep sevdin bu dünyayı ama çoğunlukla sevemedin de. Hep bir eksikti bu dünya sana. En küçük yaşlarda başlamıştın bu garip eksikliği, yabancılığı hissetmeye. Ait olamadığın yere ait olmak isteyip ait olamayandın sen. Hata yaptın diye başkasının da sana hata yapmasını acıyla kabul de ettin. Başkaları rahat etsin diye kendi rahatından da vazgeçtin. Yeri geldi başkalarını kendin için hiçe de saydın, yeri geldi başkaları için kendini. İkisini de sevdin. Kendin için kalpsiz gibi görünmeyi de, başkaları için hiç birşey yokmuş gibi göstermeyi de. Eksiklerini gösterdin.Kimi zaman hayal kırıklığına uğrasan da göstermek bile yetti bazen.Ama biliyorum hep kendi kendini topladın.Hep kendinle doldurdun o eksiklikleri. Seni topladığını düşünen herkes dağıttı seni. Dağıttığını sananlarsa topladı. Kötü şeyler hep olur, acı