hayrunnisa çatkın

Sezai Karakoç Mona Roza
mona roza, siyah güller, ak güller Geyve'nin gülleri ve beyaz yatak kanadı kırık kuş merhamet ister ah, senin yüzünden kana batacak mona roza, siyah güller ak güller ulur aya karşı kirli çakallar bakar ürkek ürkek tavşanlar dağa mona roza bu gün bende bir hal var yağmur iğri iğri düşer toprağa açma pencereni perdeleri çek mona roza seni görmemeliyim bir bakışın olmem için yetecek anla mona roza ben bir deliyim açma pencereni perdeleri çek zeytin ağaçları, söğüt gölgesi bende çıkar güneş aydınlığına bir nişan yüzüğü bir kapı sesi seni hatırlatır her zaman bana zeytin ağaçları, söğüt gölgesi zambaklar en ıssız yerlerde açar ve vardır her vahşi çiçekte gurur bir mumun ardında bekleyen rüzgar ışıksız ruhumu sallar da durur zambaklar en ıssız yerlerde açar ellerin ellerin ve parmakların
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Ben bir Aytendir tutturmuşum oh ne iyi Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin biraz Ayten sunuyorum güzelleşiyor şarkılar söylüyorum şiirler yazıyorum Ayten üstüne saatim her zaman Ayten'e beş var ya da Ayten'i beş geçiyor Ne yana baksam gördüğüm o gözünü yumsam aklından Ayten geçiyor bana sorarsanız mevsimlerden Ayten deyiz Günlerden Ayten ertesidir odur gün gün beni yaşatan onun kokusu sarmıştır sokakları onun gözleridir şafakta gördüğüm akşam kızıllığında onun dudakları başka kadını övmeyin yanımda gucenirim Ayten'i övecekseniz ne ala, oturabilirsiniz Bir kadehte sizinle içeriz Ayten'li iki laf ederiz onu siz de severseniz benim gibi Ama yağma yok Ayten'i size bırakmam alın tek kat elbisemi size vereyim cebimde bir on liram var onu da alın gerekirse ben Ayten'i düşünürüm üşümem üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar parasızlık da bir şey mi
ATTİLA İLHAN Üçüncü şahsın şiiri
gözlerin gözlerime değince felâketim olurdu ağlardım beni sevmiyordun bilirdim bir sevdiğin vardı duyardım çöp gibi bir oğlan ipince hayırsızın biriydi fikrimce ne vakit karşımda görsem öldüreceğimden korkardım felâketim olurdu ağlardım Ne vakit maçka'dan geçsem limanda hep gemiler olurdu ağaçlar kuş gibi gülerdi bir rüzgar aklımı alırdı sessizce bir cigara yakardın parmaklarının ucunu yakardın kirpiklerini eğerdin bakardın üşürdün için ürperirdi felâketim olurdu ağlardım akşamlar bir roman gibi biterdi jezabel kan içinde yatardı limandan bir gemi giderdi sen kalkıp ona giderdin benzin mum gibi giderdin sabaha kadar kalırdın hayırsızın biriydi fikrimce güldü mü cenazeye benzerdin felâketim olurdu ağlardım
Cemal Süreyya
Hayatımda ilk kez birisi bana kendine çok dikkat et dedi anlamış onun kalbini taşıdığımı herhalde... rastgele, yürürken aklına geleyim sızlasın için zaman sen olmayınca geçmiyor, sen oluncada yetmiyor... üşüyorsan söyle, seni bir kata daha seveyim bak! paptya mevsimi geldi. mevsimlerden papatyayı severim. sonra seni sonra yine seni ve hep seni kim istemez mutlu olmayı ama mutsuzluğa da var mısın çık gel bir kez daha çık gel bir kez daha beni bozguna uğrat ben güzel değil miyim? Neden kuş koymuyorlar yoluma? ben sana kızsam kendime küserim... en çok sesini aradım gözlerinse asılı bıraktığım yerdeydi gizlerini sildi zaman dedim ya... Eylüdü savruldu binadandı kimsezliğimin
Cemal Süreyya uzaktan seviyorum seni
öyle uzaktan seviyorum seni elini tutamadan yüreğine dokunamadan gözlerine dalıp dalıp gitmeden şu üç günlük sevdalara inat serserice değil adam gibi seviyorum seni yanaklarına sızan iki damla yaşını silmeden en çılgın kahkahalarına ortak olmadan en sevdiğim şarkıyı beraber mırılddanmadan öyle uzaktan seviyorum seni kırmadan dökmeden parçalamadan üzmeden ağlatmadan uzaktan seviyorum öyle uzaktan seviyorum seni; sana söylemek istediğim her kelimeyi dilimde parçalayarak seviyorum damla damla dökülürken kelimelerim masum bir kâğıtta seviyorum