"şiddet ve acı görüntülerinin yığını algının olaydan tümüyle kopmasına yol açar, çünkü olay yoğun bir dikkat, bir ürkme gerektirir. sadece dikkatimizin parçalı niteliği bile bu ürkmenin gerçekleşmemesi için yeterlidir."
"sabırsızlık, hemen elde etme baskısı, uzun süren ve yavaş olanın kaybolmasına yol açar. uzun süren ve yavaş olan yoksunlaştırıcı değildir, bir eksiği yoktur. hızlandırılabilecek bir sürece delalet etmez. daha ziyade kendi zamansallığına, kendi gerçekliğine, kendi rayihasına sahiptir. "
"acıyla mutlaka mücadele etme isteği de acının toplumsal dolayımlı olduğunu unutturur. acı, hem bedensel hem de ruhsal alanda iz bırakan sosyoekonomik çarpıklıkları yansıtır."
"neoliberal performans toplumunda emir, yasak ya da cezalandırma gibi olumsuzluklar yerlerini motivasyon, kendini optimize etme ve kendini gerçekleştirme gibi olumluluklara bırakır. disipline edici mekânların yerini huzur verici alanlar alır. acı güç ve iktidarla tüm ilişkisini yitirir. tıbbi bir sorun olarak siyasetten arındırılır."