Hayatım durma noktasına gelmişti. Nefes alabiliyor,yemek yiyebiliyor, içebiliyor ve uyuyabiliyordum;
zaten nefes almak, yemek, içmek ve uyumak elimde değildi. Ancak içimde yaşam kalmamıştı, çünkü elde ettiğimde tatmin duyabileceğim türden arzularm kalmamıştı.Herhangi bir şey arzuladığım takdirde bunun beni tatmin edip etmeyeceğini önceden biliyordum. Eğer ki
bir peri gelip de her dilegimi yerine getirmeyi teklif etseydi, ne isteyeceğimi bilmiyordum. Serhoşluk anlarımda bir arzu değilde, eski arzularımdan kalan bir alışkanlık hissetsem, ayık olduğum anlarda hepsinin sadece bir yanılsama olduğunu, aslında gerçekte hiçbir şey arzulamadığımı biliyordum. Artık hakikati keşfetmek bile istemiyordum çünkü onu da tahmin edebiliyordum. Hakikat
şu ki, hayat anlamsızdır. Biraz yaşamış, uçurumun ucuna
gelene kadar biraz dolaşmış, ileride yıkımdan başka hiçbir şey olmadığını kendi gözlerimle görmüstüm sanki.