Ahlaksızlık, bir kez kural haline gelince, yani herkesin kabullendiği nesnel bir kimliğe kavuşunca, tavırlardaki, davranışlardaki sakatlıklar meşrulaşacak demektir.
İslam'ın, her şeyin "mahluk" (Allah'ın yarattığı) olduğu yolundaki öngörüsü ise, tabiata ve çevreye, Müslümanların ister istemez Allah'ın rızası doğrultusunda muamele etmesine yol açacaktır. Bu perspektiften bakınca, insan, tabiatı hiçbir zaman sömürülecek bir "şey" diye görmeyecek. Bu iki bakış tarzı pratikte tezahürleri kolayca müşahede edilebilir.
Günümüz dünyasında olaylara, dünyaya Batılıların değer yargılarıyla, onların gözlükleriyle baktırılıyoruz. Batılıların din, bilim, mukaddesat vb. diye adlandırdıkları olguları adeta birtakım nesnel şeylerin adları ve kendi kültürümüzde de aynı muhtevayı taşıyorlarmış gibi algılıyoruz. Oysa bütün bu tür adlandırmalar her kültür için farklı anlamları içermektedir. Bu tür adlandırmalardan ayn şeylerı anlamaya başladığımız zaman aynı kalıplarla düşünmeye başlamışız demektir