Kara no Shoujo 3
Toko: "All that aside, though... Damn. You got old as hell, Tokisaka san." Reiji: "Oh, shut it. I'll have you know I'm only in my thirties, thank you--on the wrong side of them, but still. Toko: "Yeah? Well, you sure look like an old fart to me.Then again, the age gap between us only grows bigger by the day." Reiji: "Yeah, well... can't do much about that." Toko: "I know. I mean, not like I can get any older." Reiji: "Sorry about that..." Toko: "Hey, don't be sorry. It's not your fault. Hell, it's no one's fault. But still..."
1000Kitap
Dua Lipa- levitating <3
If you wanna run away with me I know a galaxy and I can take you for a ride I had a premonition that we fell into a rhythm Where the music don't stop for life Glitter in the sky, glitter in my eyes Shining just the way I like If you feel like you need a little bit of company You met me at the perfect time You want me, I want you, baby My sugarboo, I'm levitating The milky way, we're renegading (Yeah, yeah, yeah, yeah, yeah) I got you, moonlight, you're my starlight I need you, all night Come on, dance with me (I'm levitating) You, moonlight, you're my starlight I need you, all night Come on, dance with me (I'm levitating)
Müzik
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
“ Akreple Yelkovan ”
Geçmişin hatırına, akreple yelkovan geri döner mi? (Sahnede ki bankta oturan Aslı, cep telefonuyla oynayıp saçma sapan fotoğraflar çekmektedir. Sağ taraftan sahneye giren Alp, Aslıyı görür. Göz göze geldiklerinde fonda bir aşk şarkısı başlar, ardından ışık loş hale gelir. Sahne normale döndüğünde Alp tereddüt eder ama sonra Aslının yanına gider...) ALP – Merhaba, yanınız boş mu? ASLI – Pardon? ALP – Özür dilerim. ASLI – Pardon? ALP – Yabancı mısınız? (Kendi kendine.) Alp ne salaksın! Yabancıysa nasıl cevap verecek bu soruya, hiç kafan basmıyor hiç! ASLI – (Hafif gülümseyerek rolünü devam ettirir.) I am from England. ALP – Ben de severim İngiltere’yi (Yanına oturur.) Bir de İngilizce bilsem, tam süper olacaktı. Çok güzelsin ve çok tatlısın, kayısı reçeli gibi. Ne diyorum ben ya? ASLI – Do u speak English? ALP – English, evet severim. Yeah English! Şansıma bak ya, her neyse iyi günler hanımefendi. Sizinle konuşamamak beni delirtiyor. ASLI – Delirtiyor? ALP – Evet delirtiyor. Acayip hissediyorum, şey gibi… (Aslı tip tip bakar.) Şey değil ya şey gibi yani bir çiçeğin kokusunu koklamak isteyip de koklayamamak gibi. ASLI – Enteresan. ALP – Evet enteresan, yani böyle enteresan şeyler oluyor bana şu an. (Birden şok olur.) Pardon? Türkçe biliyor musunuz? ASLI – Ben Türk’üm zaten ALP – Siz öyle konuşunca, ben sizi yabancı zannettim. ASLI – Komik görünüyordunuz, ben de bozmak istemedim. ALP – Pot kırdım sanırım. ASLI – İsmin Alp mi? ALP – Evet. ASLI – Ben de Aslı, memnun oldum. ALP – Ben de. Burada mı yaşıyorsunuz? ASLI – Hayır, akrabaların yanına geldik, normalde İngiltere’de yaşıyorum. ALP – İngilizcenin nereden geldiği belli oluyor. ASLI – Evet. ALP – Peki neden orada yaşıyorsunuz?
Spor