Denizlerin en derin yerini keşfedebilirsiniz. Dağların en yüksek noktasını ölçebilirsiniz. Fakat kimsenin, hiç kimsenin ıstırabını yahut sevincini ölçemezsiniz ve bunların gönülde meydana getirdiği hâlleri tahmin edemezsiniz. Değil başkasını, kendi geçmiş ıstıraplarınızın şiddetini, o ıstırapla içine düştüğünüz hâli layıkıyla hatırlayamazsınız. Sadece ıstıraplarınızın geçtiğine sevinir, sevinçli anlarınızı gittiğine üzülürsünüz. Burada da ıstırabın bir nevî saâdet tohumu taşıdığı ve saâdetin dahi bir nevî ıstırap tohumuna sahip olduğu meydana çıkar. İlâhî nizamın girift ve hâkim hali!...