Factotum, Charles Bukowski’nin Henry Chinaski karakteri üzerinden anlattığı “tutunamayan adam” hikâyelerinin en net örneklerinden biri. Ekmek Arası’ndaki çocukluk ve gençlik yıllarından sonra burada artık yetişkin bir Chinaski var; ama hayatı hâlâ dağınık, amaçsız ve savrulmaya açık. Sürekli iş değiştiriyor, uzun süre hiçbir yere ait hissedemiyor, alkol ve geçici ilişkiler arasında yaşamını sürüklüyor. Romanın büyük olayları yok; daha çok küçük yenilgilerin, geçici başlangıçların ve kaybedilmiş rutinlerin toplamından oluşuyor.
Bukowski’nin dili burada da filtresiz ve sert. Ama bu sertlik çoğu zaman gösterişten değil, karakterin dünyaya bakışından geliyor. Chinaski çalışıyor ama çalışmayı sevmiyor; insanlarla birlikte oluyor ama onlara yaklaşamıyor. Sürekli kaçıyor gibi ama tam olarak nereye gitmek istediğini de bilmiyor. Kitap boyunca hissedilen en güçlü şeylerden biri bu boşluk hissi. Özellikle aynı döngülerin tekrar etmesi bazı okurları yorabilir; fakat bence romanın vermek istediği duygu da biraz bu zaten: sıkışmışlık.
Genel olarak Factotum, Bukowski evreninin karanlık ama dürüst parçalarından biri. Ekmek Arası’nın devam hissini oldukça güçlü veriyor. Oradaki kırılmış çocuğun büyüdüğünde nasıl bir adama dönüştüğünü görmek gibi. Herkese hitap edecek bir anlatım değil; ama süslenmemiş, kirli ve gerçek hissettiren karakter hikâyelerini seviyorsan etkisini bırakıyor.