Şimdi de tamamıyla öl bakalım...
Çocukluğundan uzaklaşıp bugüne yaklaştıkça, sevinçleri daha değersiz, daha kuşkulu bir hal alıyordu. Pravovedenniye okulundan başlıyordu bu hal. Gene de orada gerçekten iyi şeyler vardı; neşe, arkadaşlık, umut vardı. Ama sınıflar ilerledikçe iyi anlar seyrekleşiyordu. Vali maiyetindeki ilk memurluğu sırasında da gene iyi zamanları olmuştu. Bunlar, kadın sevgisiyle ilgili anılardı. Sonra hepsi birbirine karıştı. İyi şeyler azaldı. Daha sonra büsbütün azaldı ve böylece gitgide azalmaya devam etti. Hiç beklenmedik evlenme olayı, kırılan hayaller, karısının ağzındaki koku, şehvet, yapmacıklıklar... Bu içten yapılmayan görev, para hırsı; bir, iki, on, yirmi yıl hep aynı şeyler... İlerledikçe daha da cansızlaşıyordu. Sanki tırmandığını sanarak sürekli bayır aşağı iniyor gibiydi. Zaten öyleydi. "Kamuya göre yukarı çıkmaktaydım. Yükseldiğim ölçüde hayattan uzaklaşıyordum... Şimdi de tamamıyla öl bakalım..."
Sayfa 74 - Can Yayınları, 28. Baskı·Kitabı okudu
İçimde bir şey kanıyor Keskin bir vedanın yarası sızlıyor Yüzümde bir şey soluyor Aynı değil, umudun rengi kayboluyor Kalbimde bir yerde bir orman yanıyor Bıraktığın şarkılar sahipsiz susuyor Şiirler hep dargın, dualar şifasız Ömrüme mıhlanmış bir cümle Kül olur kalbindeki zamanla Yana yana, yana yana Yana yana, yana yana... 🎶
Müzik
Her nereye gidersem gideyim karşımda hep kendime buldum. Eksikler olduğu gibi kaldı. Aynı eksik parçalar asla doyuramayacağım bir açlıkla üstüme geliyordu. Galiba beni tanımlayan şeyler bu noksanlıkların ta kendisiydi.
Sayfa 183
"Yani, şu Kız Kulesi mesela! Yüzyıllardır bu şehrin ne kadar çok hadisesine tanıklık etti kim bilir. Şimdi de kurulduğu köşeden bütün gün her hareketimizi izliyor, sesini hiç çıkarmadan. Değişiyoruz, değiştiriyoruz, muharebeler atlatıyoruz, devletler kuruyoruz, devirler başlatıyoruz, bitiriyoruz, eskitiyoruz, yıkıyoruz, imar ediyoruz, doğuyoruz, ölüyoruz, etrafında dönüp dolaşıyoruz, belki her gün defalarca önünden gelip geçiyoruz, karşısında neler neler yapmıyoruz; ama onun tüm bunlara sessizce şahit olan varlığını sürekli ihmal ediyor, yok sayıyoruz. Oysa o ne olursak olalım, ona nasıl davranırsak davranalım, bizi aynı sonsuz vefayla izlemeye, bizimle kalmaya hep devam ediyor .. . "
"Bir milletin kadınları erkeklerle aynı safta dövüşe girerse o milleti yenmek hiç mümkün mü? En ilkel insan topluluklarında bu böyle iken zamanla nasıl unutulmuş? Hep erkek budalalığı... Hangi memlekette erkekler kadın yardımını küçük görmüşlerse o memleket mahvolmuştur."
Sayfa 201·Kitabı okuyor
Alıntı