• "İnsan bilgeliğin, paranın ya da gücün peşindeymiş gibi yapabilir, oysa hiçbiri önemli değildir. Ruh-eşini bulamadığı sürece yaptığı her şey eksik kalacaktır."
  • https://youtu.be/bITIRWDG_tA

    ..
    Sonra gittin
    Birlikte kışlıkları naftalinleyecektik.
    Söz vermiştim unutmayacaktım gözlerini
    Bir yeşil fanila gibi ipte, alıp ütüleyecektim.
    Herkese iyi akşamlar demeyi öğretecektim gözlerine.
    Sonra gittin.
    Çocuk oldum bir daha, ağladım.
    Kaç şiir, kaç kere sular altında kaldı.
    Kitaplar, aşk, her şey.
    Her şeyi son bir kere daha kurtaramazdım.
    Keşke nane şeker gibi mentollü bir buluttan doğaydım
    Sonra gittin.
    Beyaz bir küf büyüdü evde, tersten yağan kar gibi.
    Keşke dünya toz şekeri ile kaplı olsaydı,
    Çocuk oldum sonra ağladım, yağmur bile beni ayıpladı.
    Söz dedim, söz verdim.
    Yüzüme bir daha çiçekli masa örtüleri sermeyeceğim.
    Sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladım.
    Söz dedim, söz verdim.
    Yüzüme bir daha çiçekli masa örtüleri sermeyeceğim.
    Sokakta kuş ölüsü bulmuş çocuk gibi ağladım.
    Söz dedim, söz verdim.
    Ruhumu gömdüğüm yer hâlâ belli.
    Güneşi özledim, sonra seni
    Keşke gölgesine razı bir fesleğen olaydım.

    Sonra gittin
    Gözlerin bir yeşil fanila balkonda
    Sicim yağmur taklidiydi
    Artık iyice inceldi.
  • Hayal kırıklıklarının ruhumda açtığı büyük boşlukları zehirli bitkiler kaplıyor. Beklemek , beklemek , beklemek ve sonra hiçbir şey olmamış gibi kaldığın yerden devam etmek zorunda kalmak : umut etmek ve her seferinde incinmek , yaralanmak , yaramı sarmak , sarıp sarmalamak , saklanmak , saklanmak , sarsılmak , ölesiye sarsılmak kalbimi yoruyor. Sonra aynı yerden tekrar tekrar kırılmak...
    Tarık Tufan
    Sayfa 34 - Profilkitap , 12, Baskı , Haziran 2017
  • 112 syf.
    ·1 günde·Beğendi·Puan vermedi
    Öncelikle bu kitabı bana hediye eden dostuma teşekkür ederim.

    Mutluluk nedir? Yüzyıllar boyunca bilim adına da felsefi düşünürlere de sorduğumuz da binlerce cevap almamız mümkündür. Sara Ahmed Mutluluk Vaad adlı yazında şöyle bahseder:

    Mutluluk insan arzusunun nesnesi, amaçladığımız şey, insan hayatına gaye, anlam ve düzen veren şey olarak tarif edilir hep. Bruno S. Frey ve Alois Stutzer’ın öne sürdüğü gibi,“Herkes mutlu olmak ister. Herhalde üzerinde bu kadar uzlaşılan başka amaç yoktur hayatta”(2002, s. vii). 1 Tarif ettikleri şey, belki de mutlulukta uzlaşıldığına dair bir uzlaşmadır. Mutluluğa rızamız var mı? Mutluluğa razı oluyorsak veya razı olduğumuzda, neye razı oluruz?

    Bireyin mutluluğunu etik alanının dışında bırakan Immanuel kant gibi bir felsefeci bile “Mutlu olmak her sonlu, rasyonel varlığın dileğidir, dolayısıyla bu, kaçınılmaz olarak arzu yetisinin belirleyici bir prensibidir,” der ([1788] 2004, s. 24). Fakat “Maalesef mutluluk kavramı o kadar belirsizdir ki her insan mutluluğu elde etmeyi dilese de gerçekten ne dilediğini ve ne istediğini kesin ve tutarlı olarak söyleyemez,” diye üzülerek belirten de yine kant’ın kendisidir ([1785] 2005, s. 78). Mutlu olmayı dilememiz, onu dilerken aslında ne dilediğimizi bildiğimizi göstermez. Hatta mutluluk kendi dileğini yaratabilir veya bahşedilmediği için bir dilek olarak yerini koruyabilir.

    Tolstoy ise eserlerin de mutluluğu bir çok açıdan ele almıştır. Bir erkek için bir kadının varolması onun için mutluluk kaynağıdır ya da kimsenin size karışmadan hayatı devam ettirmeniz de bir mutluluk sebebidir.

    Peki ya bizim için mutluluk neydi? Sevdiklerimizin yanımızda olması, sevdiğimiz bir işte çalışmak, istediğimiz bir nesneye sahib olmak vb. örneklerle çoğaltabiliriz.

    Ya da gerçekten mutlu muyuz yoksa mutluymuşuz gibi mi davranıyoruz. Sosyal medya hayatlarımızda gerçekten çok mutluyuz  sanki hiç derdimiz yokmuş gibi yaşıyoruz. Galiba hepimiz mutlu rolünü yapan iyi birer oyuncuyuz.

    Benim için keyifli bir aforizmalar kitabıydı umarım sizde okuduğunuzda sizinde seveceğinizi düşünüyorum.

    Mutlu kalın. İyi okumalar. :)))
  • başımdan
    geçenleri bir bir kimseye anlatmadım
    madem sabah olunca uyanacaktık
    ve ağrımıza gitmeye devam edicekti
    yaşamak.
    madem her an görmek isteyip
    görmekten ödümüzün kopmasını
    anlatamayacaktık
    kalkıp kendi kendine gezen
    bitmeyen bir son oldum
    Kırıldığında insanlarla arana mesafe koyarsın, istemeden de olsa. Elinde değildir, öyle olur. Ağzını açmazsın, konuşamaz belki ancak bakarsın. Hissederlerse eksikliğini, mesafeni yanına geleceklerdir.
    Gelmiyorlarsa olman gereken yerde, durman gereken mesafedesindir.
    Bazen insanların, diğer herkese, karşısındaki az sonra ölecekmiş gibi davranmasını dilerim. Söylenmesi gereken her şeyi söyleyebilmelerini ve söylenmemesi gereken şeylerden de hiç bahsetmemelerini. Eğer ölümün geldiğini görebilseydik, her şey çok farklı olurdu değil mi? Merak etmeyin; biz gene gizlenmesini biliriz. Şunun şurasında kime zararım dokunuyor ki? “Kendine.” dedi bir ses. Eyvallah.
  • Doğası gereği kendini aşmaya zorlanan,edebiyatın fantastik imgeleriyle beslenen hayal gücümüz,kendimizin en aşağıda bulunduğu bir dizi varlığı sıraya sokuyor,dışımızdaki her şey daha güzel,bizden başka herkes daha mükemmelmiş gibi görünüyor.