Reyyan Gümüş

Reyyan Gümüş
1 Vicdanın ışığı dini ilimlerdir. 2Aklın nuru fen ilimleridir. Bu ikisini birlikte hareket etmesi ile hakikat tecelli eder,ortaya çıkar. Aklı ve vicdanı iki kanatlı kuş gibi misallendiriyorki kanat ile bizlerin gayreti mânâ ile uçar.
Antika bir sandalyeyi felsefecilerin önüne koysak,şeklini,agaçının ne olduğunu,hangi yılda yapıldığını gibi birçok şeyi araştırırlar.Ancak bu sandalyeyi "kimin yaptığı" ve "niçin yaptığı "konusunu hiç düşünmezler.Sanki o sandalyeyi tesadüfün eseri. Halbuki kuran talebeleri,sandalyenin süsünden , ağacın kalitesinden ziyade sanatkarı ile ilgilenir .Bu Sandalyeyi kim yaptı? Niçin yaptı? Bu sandalyenin manası nedir? Bu sandalyenin ustasının ismi ve sıfatları nelerdir? Ve bize emirleri var mıdır? gibi noktalara yoğunlaşır.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bu âleme şöyle bir baktığımız zaman her şeyin nisbi bir surette ya kuvvetli ya da zayıf olduğunu görürüz. Fareye nisbetle kedi kuvvetlidir. Kediye nisbetle aslan, aslana nisbetle de akıl sahibi olan insan daha kuvvetlidir. Bunu başka bir türlü ifade etmek de mümkündür. Akıl gücüne sahip olan insandan aslan, aslandan kedi, kediden de fare daha zayıftır. Bunu bitkilere de uygulayabiliriz. Kuvvetli bir ağacın altında bitmiş olan fidan fazla büyümez. Kuvvetin karşısında aczini, diğer ağacın üstünlüğünü kabul etmiştir. Gök yüzüne baksak da durum değişmez. Bizim kandilimiz, lamba-mız ve elektiriğimiz güneş ışığı yanında hiçtir. Gök yüzünde keş- fedemediğimiz nice güneşler vardır. Acaba yıldız adını verdiğimiz bu güneşlerden hangisi en kuvvetlidir? Sayılmıyacak kadar çok olan gök-teki yıldızların bazısı bize daha yakın, bazısı da bize binlerce yılda ışığı gelecek kadar uzaktır. Acaba bunların en uzakta olanı hangisi? Görülüyor ki bizde bir en kuvvetli, bir en son olan, en yaklaşılmaz bulunan varlık düşüncesi vardır. Tabiatta bir en kuvvetlinin varlığını arıyoruz da niçin tabiatı var edecek kadar kuvvetli olan bir varlığın mevcudiyetini düşünmüyoruz? Küçük balığın büyük balık, küçük devletin büyük devlet karşısındaki aczini kabul ediyoruz da, niçin in-sanın tabiatı var etmekten âciz olduğunu her an hatırlamıyoruz? Eğer en olgun olan insanoğlu kainatı var etmekten yoksun ise , niçin kainatın bir ilk nedeninin, yaratıcısının, bir en kuvvetlinin mevcudiyetine inanmıyoruz?
Kâinat yaratıcısına olan inanç,ilmi araştırmanın en kuvvetli ve en asil muharrik güçüdür. Albert Einstein
Allah'ın varlığını şöyle isbatlar : İnsan olgun bir varlıktır. Başlangıçta insan, küçük bir meni parçası idi. Daha sonra pıhtılaşmış bir madde oldu. Sonra onda et, kan ve kemik türedi. En sonra da insan oldu. Insanda olgunluğa doğru olan bu değişmeleri yapan bizzat insanın kendisi değildir. Çünkü insan ol-gun halinde bile işitme ve görme duyusunu yaratmaktan yoksundur. Sperma halinde ise olgun halindeki durumundan daha güçsüzdür. O halde insandaki bedeni olgunluğa doğru olan değişmelerin sebebi bizzat insan olamaz. İlk tohumu yaratan da insan değildir. O halde onu yaratan ve halden hale değiştiren murid bir sebep vardır. Bu da Allah'tır. Bunu başka bir örnekle de açıklıyabiliriz : Pamuk, iplik haline, iplik kumaş haline, kumaş da elbise haline sebepsiz gelemez. Kim arada mutavassıt yapıcılar olmaksızın pamuğun elbise haline geldiğini iddia ederse, böyle bir kimsesin aklından şüphe edilir. Yahut toprağın kendiliğinden bir bina haline geleceğine inanan kimseye cahil denir. Görülüyor ki var olan bir eserin, bir yapıcısı da vardır. O halde insanı ve kâinatı yapan ve yaratan sebep de vardır. Bu sebep de âlim ve hakim olan Yüce Allah'tır.: )
Abim için güzel söz yazayım dedim.Ama abim kadar güzel söz bulamadım.Benim abim kelimeler cümleler ile anlatılmayacak kadar güzeldir.