Bu duvar yüzünden çekilen acıların vebalini eşit paylaşmıyoruz kuşkusuz, ama duvarı yıkma sorumluluğu öncelikle en fazla acı çekenlerin değil, duvarın farkında olanlarındır. Bu yüzden, bir insan ahlaklı ve vicdanlı olma iddiasındaysa ne o acılardan yüz çevirebilir ne de eyleme geçme sorumluluğunu erteleyebilir. Bir gün boğulmuş bir göçmen çocuğun ölüsü güneşleniyor olduğu sahile vurur ve iki milyon yıllık toplumsal tarihin bakiyesi olan vicdanı ona çok basit bir soru sorar.
"Bunun yaşanmaması için, üzerine düşeni gerçekten yaptın mı?" Ve eğer bu soruya tatmin edici bir cevap veremezse, vicdanı ve insanlığının büyük bölümünü olduğu yerde bırakır.