Üzgünken, anlatamadığın konular olduğunda yazmak gerekiyor; yazmak ve yırtıp atmak....
Küçüklüğümden beri hep yazdım . Her şeyi güzel anım da yazılı kalsın dursun bir yerde dedim, üzgün olduğum şey de . Geçmişe baktığımda hayatımdan hatıralar kalsın istedim. Geri döndüremeyeceğim zamanı yaşadıklarımı anımsayarak hatırlayabilirim belki diye düşünürdüm. Evet yazmak çok güzel hala yazıyorum, akla gelebilecek her şeyi.. Defterleri bu yüzden seviyorum belki.. Bu yüzden çokça defterim var. Yazılacakları kategorize olarak ayırdım ayrı ayrı da.. Günlük yapacağım işleri (yapılacakları) , yapılanları, Dava ve ofisle ilgili olanları, Günlük yapılan ibadetleri, püf noktalarıyla annemin yemekleri , karalamasyon defteri(aklıma gelen güzel sözler, sevdiklerime yadığım özel yazılar, birini kaybetmenin acısı gibi) ;bir ara şiir defterim vardı.Küçükken günlük tuttuğum, hatıra yazdırdığım , şiir yazdığım ve güzel resimleri fotoğrafları kesip yapıştırdığım defterlerim vardı gibi gibi
Bazen araya zaman soksam , arada düzenini kaçırdığım olsa bile dönüşüm hep yine o defterlere oluyor. İçimi dökmek, duygularımı yazmak ise genelde hüzünlü vakitlerimi kolluyor. Evet her şey güzel Bunlar kafamdakileri somutlaştırmak için kendimi dinlemek ,içimi boşaltmak için yazdığım şeyler. Kaç kez ağladığım da oldu bunları yazarken .Sorun benim bu hüzünlü anlarımı, ağlayarak yazdıklarımı yırtıp atmamak oldu.. Onu da yeni öğrendim. Bazı şeyleri yazmak ve yırtıp atmak gerekiyormuş. Diğer türlüsü yazıldığı şekilde kalıyormuş orada. Her geriye dönüp bakıldığında ben hep hüzünlüymüşüm yine aynı duygularla geldim diye kendimizi yargılamamak için belki de...
Bu yüzden hayatımda fazlalıklar hissediyorum belki de. Arada kendi kendime bütün fazlalıklarımı atacağım diye söz versem bile yazdıklarımdan