• 184 syf.
    ·9/10
    Kitap, insan ilişkilerinde NLP'nin (sorunların üstesinden gelebilecek, kolayca uygulanabilir bir zihni kontrol altına alma metodu) öneminden bahsediyor. NLP'nin ne olduğu, uygulama alanları, yetenekleri keşfetme, kendini tanıma, sonrasında başkalarını tanıma, değerler sıralaması, karşımızdakinin göz hareketlerinden aşağı yukarı ne hakkında düşündüğünü anlayabilme gibi konular işlenmiş kitapta.
    Özellikle bu göz hareketleri ile alakalı bölüm oldukça dikkatimi çekti. Kısa bir özet geçeyim:
    Eğer bir insan bir şey düşünüyorken gözleri sol veya sağ yukarı doğru bakıyorsa muhtemelen görsel bir nesne veya görsel bir olay hakkında bir şey düşünüyordur. Misal ilkokuldaki okulun duvarlarının rengini düşünürken veya en uzun boylu arkadaşın kim? bunu düşünürken, yani zihninde bir görseli canlandırmaya çalışırken gözler yukarı doğru kayar ister istemez diyor Oğuz Saygın.
    Eğer işitsel bir olayı hatırlamaya çalışırsanız gözleriniz sağ veya sol düz bakar, kulak hizasındadır diyor. Misal, en ince sesli arkadaşınız kim? Bunu düşünürken gözler kulak hizasında sağ veya sola doğru bakıyordur.
    Eğer gözleriniz sağ veya sol aşağı doğru bakarak bir şey düşünüyorsanız o halde bir anınızı hatırlamaya çalışıyor olabilirsiniz veya bir şeyleri hissetmeye çalışıyor olabilirsiniz. Bunlara yalnızca bir örnek üzerinden bakınca aslında "Hayır, hiç de öyle değil, ben sürekli aşağı bakarak düşünüyorum her şeyi" diyebilirsiniz, ben öyle düşündüm en azından ama örnekler çoğaldığı zaman yazılanlara hak verdim. Karşınızdaki bir insana yaklaşık 6 7 tane görsellikle alakalı düşünmesini sağlayacak sorular sorarak onun göz hareketlerine bakarak burada yazılanlara hak verebilirsiniz.
    Misal :
    - Oturma odanızdaki halının renklerini düşünün.
    - Öğretmenleriniz içindeki en uzun boylu olanı hangisidir?
    - İlkokuldaki en yakın arkadaşınızın yüzünü hatırlayın.
    - Alışveriş yaptığınız mağazanın vitrinini gözünüzün önüne getirin.
    - Babanızı annenizin kıyafetleri ile hayal edin.
    - Bir dağın başında manzarayı seyrettiğinizi düşünün.
    - Seyrettiğiniz bir filmin unutamadığınız bir sahnesini düşünün...gibi.
    Karşınızdakine bunları sorduğunuz zaman muhtemelen gözler hafif yukarı doğru bakıyordur. Bunu ben değil Oğuz Saygın söylüyor bu arada .
    Velhasıl şurası daha kesin ki, bir anınızı hatırlamaya çalıştığınız zaman gözleriniz aşağı doğru bakar. Bu herkeste böyledir bence. Sizin için kıymetli olan bir anı, bir olayı hatırlamaya çalışın. Yukara bakarak hatırlayamazsınız, zihninizde daha net canlanması adına aşağı doğru bakmanız gerekir 🤗. Çok mu uzattım?
    Kısaca kitap akıcı, hatta baya akıcı, yalın, anlaşılır, samimi bir üslupla yazılmış. Son 60 70 sayfada NLP ile hayatı değişen insanların hayat hikayelerine yer vermiş yazar. O bölümler biraz, çok çok az sıkıcı olabilir. Onun dışında güzel bir kitap. Tavsiye ederim. Oğuz Saygın'ın Bilge Simitçi kitabından sonra okuduğum 2. kitabı oldu bu ve dili gerçekten gayet akıcı. Kitap ince olsun kalın olsun kendini çok güzel okutturuyor. Keyifli okumalar dilerim herkese 🤗
  • Ne tam olarak burdayım, ne başka yerde. Bir hayalet gibiyim kalabalıklar içinde. Herkese küskünüm, kırgınım, ELDE DEĞIL.
  • 186 syf.
    ·Puan vermedi
    Fazla söze gerek yok diye düşünüyorum, herkese iyi okumalar dilerim…
    Kitaptan hoşuma giden satır aralarını paylaşıyorum, son olarak. Kendinize iyi bakın.

    “Önemi yok, onu öldüreceğim!”
    “Ne diyorsun sen, küçük; babanı mı öldüreceksin?”
    “Evet, yapacağım bunu. Başladım bile. Öldürmek, Buck Jones’un tabancasını alıp güm diye patlatmak değil! Hayır. Onu yüreğimde öldüreceğim, artık sevmeyerek…Ve bir gün büsbütün ölecek.”
  • 375 syf.
    ·9 günde·Beğendi·10/10
    Puan:5/5
    "Yalanla kendini kandırmaktansa gerçekle yüzleşmek iyidir."

    Herkese merhaba. Bugün bayıla bayıla okuduğum bu müthiş kitabın yorumu ile buradayım. Ana karakter Emir ve Hasan birlikte büyüyen hem süt kardeş hem de yakın arkadaşlardır. İkisinin de anneleri ölmüştür. Emir'in babası bölgede hatırı sayılır zenginlerdendir.Hasan ve babası ise Emir ile babasının hizmetkarıdır. İki öksüz çocuk birlikte büyürler. Hasan bölgenin en iyi uçurtma avcısıdır, bir gün uçurtma turnuvasında Emir birinci olur.Hasan da onun için rakibin uçurtmasını yakalarken başına çok kötü ve unutulamayacak bir olay gelir.Emir bu olayı gördüğü halde bir şey yapmaz ve vicdan azabını ömrü boyunca taşır.

    Kitabın genel konusu bu şekilde şimdi ise kitap hakkındaki düşüncelerimden bahsedeyim.Uzun süredir beni ağlatan bir kitap okumamıştım. Yazar başta ana karakterden nefret ettirsede zamanla onu affettiriyor. Yine de ben Hasan'ın masumiyetini Emir'in kullandığını düşünüyorum.Herkesin okuması gereken bir kitap. Ama toplum içinde değil,yalnızken okunması gerek.Çünkü her an hüngür hüngür ağlayabilirsiniz. Yazarın diğer kitaplarını da zamanla okuyacağım.Hoşçakalın.
  • " Herkes herkese ihanet edebilir. "
  • Hayırlı geceler herkese.
    Belgesel önerisi alabilir miyim ? :)
  • Ve bir devrimcinin idama nasıl gideceğini, bir mitinge, bir eyleme gider gibi gideceğini, karşı devrimcilere ve herkese göstermek gerektiğini düşünüyorsun. Inan bunda hiçbir çekincem yok. O sahneyi çok iyi somutladım:
    Asılma günü gelip çatınca, o sevdiğim giysileri giyeceğim. Postallarımı, parkamı...
    Beyaz ölüm gömleğini giydirmek isteyecekler, giymeyeceğim. Kesin direneceğim ve giymeyeceğim. Öyle ki her zamanki gibi, eyleme gidiş tavrımla gideceğim darağacına...
    Yok, tıraş falan da olmayacağım.
    Önce gidip orada oturacak, bir sigara yakacağım.
    Sonra demli, güzel bir çay içeceğim.
    Ha bak, Rodrigo'nun o ünlü gitar konçertosunu dinlemek isterim orada... Bak bunu çok isterim. Sanırım asılacak bir insanın son isteklerini geri çevirmezler.
    Can Dündar
    Sayfa 326 - Can Yayınevi