Zararlı kitapların en azından onlara reddiye yazacak araştırmacılar tarafından okunması, yani görülmesi gerekiyordu. Ona göre bu tür kitapların diğer kitaplar içindeki yeri, yılan ve engereklerin diğer hayvanlar içindeki yeri gibi, buğday dalları arasında çıkan yabancı otlar veya güller içinde yetişen dikenler gibiydi.
On sekizinci yüzyılda dahi çoğu Avrupalı, İslami elyazmalarını, içeriği çalışılması gereken metinler olarak değil, hayranlık duyulan birer dekor nesnesi olarak görüyordu.