Bu kitabı okuduğunuzda ironik bir şekilde şunu anlayacaksınız ki: Üzerinde yaşadığımız bu dünyada büyük bir enerji ve ekonomik açıdan büyü-yeme-me sorunu var. Fakat bu enerji ve büyüme sorununun tek bir çözümü var, o da çözümünün olmaması. Evet bu cevap size biraz karamsar gelebilir, fakat gerçekler her zaman toz pembe cevaplar ile yürümüyor. Neyse bu büyük enerji sorununu ekonomik açıdan ne Kapitalizm çözebilir ne de Komünizm; çünkü bu iki ekonomik sistem de tamamen büyüme odaklı. Biri şirketler tarafından ekonomik büyümeye odaklanıyor, diğeri devletler tarafından. Sorunun ana kaynağı da bu zaten: Sınırlı bir dünyada ekonomik açıdan sınırsız büyüme isteği. Çünkü devletler ya da şirketler enerji olmadan ekonomik açıdan büyüyemez ve gelişemez.
Her imparatorluğun çöküşü, mevcut enerji krizine çözüm bulamaması ya da daha iyi bir enerjiye adapte olamaması yüzünden gerçekleşir. Bu açıdan baktığımızda insanlık ilk başta odun ile enerji ihtiyacını karşıladı. Ağaçlık alanlara hakim olan topluluklar büyük bir imparatorluk kurdu. Sonra sırasıyla şu enerji türleri geldi: kas gücü, kömür ve petrol. Bu enerji türleri keşfedildiğinde genellikle bir imparatorluğun çöküşü ve doğumu aynı anda gerçekleşti.
Kas gücünde insan önemliydi; insanları etkileyip onların bu gücünden yararlananlar büyük imparatorluklar kurdu. Sonra kömür bulundu, bu da buharlı makinelerin oluşmasında ve Sanayi Devrimi’ne ön ayak oldu. Ve yine kömürü yani enerjiyi en çok kullananlar büyük imparatorluklar kurdu. Son olarak da petrol bulundu. Petrol enerji bakımından diğerleri gibi sıradan değildi, keşfedilen tüm enerji araçlarından daha büyük enerji üretiyor ve termodinamiğin ikinci yasasını ihlal etmiyordu. Bu kaynağa en çok sahip olanlar büyük imparatorluklar kurdu; mesela Amerika.
Bu kitap, bize neden