Tuğba, Handan'ı inceledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Halide Edib Adıvar’ın ölümsüz eseri Handan’ın eşliğinde bir keşif,bir hesaplaşma yolculuğu...Kahramanımıza Handan ismini zorla koyan babaannesi (Halide Edib Adıvarın kitabından etkilenip isminin Handan olmasını istiyor)İki ayrı kitap okumuş gibi oldum çok güzel bağlamış gezi olaylarına ilk olarak Handan hayatından bahsediyor her şarta göğüs geren ve asla pes etmeyen bir kadın üzüldüm onun adına bazen verdiği kararlara çok kızdım hiç çocuk sahibi olamayacak Handan kardeşinin vefatıyla yıllardır sahip olamadığı kız çocuğuna kavuşur Defne’ye.Kardeşi ona emanet etmiştir evladını artık bu hayatta kimseleri yoktur ikisininde defnenin abisi derin var ama bi faydası yok bence kendi yolunu çizmiş o.Bir sene boyunca yurt dışında kalmak zorunda kalırlar döndükleri günün sabahı gezi olayları patlak verir...bu olayların başlamasıyla Handan’ın Defneyi zapt etmesi zorlaşır çünkü defnede bir çevreci ve sürekli vaktini parkta geçirmeye başlar daha sonra Handan Ege’de küçük bir kasabada otelde bir gece karşısında ismini aldığı Handan karakteriyle konuşmaya başlar kitapda böyle başlıyor aslında.Önyargıyı bir yana bırakıp okuduğum kitap bana zevk verdi iyi ki okumuşum dedim.Tavsiye ederim.

Ozlem ozturk, Kızıl Kraliçe'yi inceledi.
20 May 10:16 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 8/10 puan

Okudugum seriler arasinda begendigim kitaplardan. Degisik bi olay orgusu vardi. Neler olcagini tahmin edemedigim bi kitapti.seri icerisinde sadece kafes kitabini begenemedim.sıkıldim okurken. Cok fazla ic hesaplasma vardi. Olay ve yer tasviri cok fazlardi. Fazla betimleme can sıkar

Mur@t, Araf'ta Kalanlar'ı inceledi.
20 May 03:30 · Kitabı okumayı düşünüyor · Puan vermedi

ARAF'TA KALANLAR" kitabı üzerine birkaç söz.
Özelliklede günümüzde, insanların kafasının en çok karıştığı konulardan birisidir inanmak. Karıştığı kadar, son derece de istismar edilen bir konu. Güncel mevcut siyasi yaşamın dahi neredeyse belirleyicisi haline gelmiş olan yanlış inanç geleneklerini ve anlayışlarını sorgulamadan durabilmek mümkün mü? Ve yine bu sorgulamayla birlikte inanmanın ne olduğunu, inançlı olduklarını iddia edenlerin ne derece doğruyu söyleyip söylemediklerini ve hatta kendilerinin ne kadar inançlı olup olmadıklarını da?

Bugüne kadar inançları ve insanları hep egemen sınıflar ve ilahiyatçılar yönlendirmeye çalıştı, ama sonuç her türlü inanç edebiyatlarına rağmen günahların hayatın her alanında daha çok artmasından başka bir işe yaramadı. İnançların kutsal iddialarıyla mevcut olumsuz panorama arasındaki derin uçurum, bize inançların gerçek köklerinden ne kadar uzaklaştırıldığını, ilahiyatçıların hiçte doğruyu söylemediklerini ve inançları yanlış yönlendirdiklerini kanıtlamaktadır. Farklı olması da beklenemezdi zaten, zira inançlar tarihte olduğu gibi bugünde mevcut siyasal yapılanmaların egemenlik kurumu ve aleti haline getirilmiş ve ilk ortaya çıkışlarındaki doğru ve asli köklerinden bilinçli olarak sürekli uzaklaştırılmışlardır.

O zaman günlük yaşamın asli belirleyicisi haline gelmiş olan mevcut inanç gelenekleriyle, kendisini temsil ettiklerini iddia ettikleri inançlarının asli kökleri ve kaynaklarına kadar inerek orada bir hesaplaşma içerisine girmek ve inançları birde bu kökler üzerinden objektif bir incelemeye tabi tutmak mutlak bir zorunluluk taşımaktadır.

"Araf'ta Kalanlar" kitabı inananlar içinde son derece gerekli ve lazım olan işte böylesi bir sorgulamayı yapıyor ve inançları bir bütün olarak ameliyat masasına yatırarak, inananları gerçek bir inanç ve inanışa götürecek olan yolların kapılarını aralıyor.
(Tanıtım Bülteninden)

Librarian, Hesaplaşma'yı inceledi.
18 May 09:11 · Kitabı okudu · 3 günde · 6/10 puan

Hikayenin özü hoştu. Ama ne yazık ki küfür dolu kelimeler lüzumsuzca çok kullanılmıştı. Her bir diyalogda bu kelimelerle karşılaştıkça gerilmekten kendimi alamadım. Yazar, sanki bu çok marifetmişçesine bir eda ile bunu tarz yapmıştı.
Karakterlerden Dean, çok daha başarılı betimlenmişti bence. Geriye dönüp baktığımda Dean'in kişiliği ve olaylar karşısında ruhunun gelişimi çok daha fazla hatıra bırakmış geliyor. Allie karakteri için verilmeye çalışılan hava ile roman boyunca yaptıkları tezatlıklar oluşturuyordu.
Yaşam tarzı olarak sapkınlığa çeyrek kalmış bir atmosfer hakimdi roman boyunca. Küfürlü günlük konuşmaların havada uçuşmasının ötesinde, Dean'in ucu kaçmış yaşamını tanımlayabilmek için belki de (şu an yazar için mazeret üretmeye çalışıyorum ama gerçekten işe yaramıyor) cinsellik öğesi sevgi, aşk bütünleşmesiyle bağdaştırılamayacak oranda yayından çıkmış bir tarzda ele alınmıştı.
İlla ki okuyacağım diyorsanız okuyun. Ama aksi durumda hiçbir şey kaçırmış olmazsınız. Bu hikayenin çok daha üsturuplusunu ve daha da önemlisi çok daha fazla iz bırakanını isterseniz size birkaç roman önerebilirim.

Virginia, bir alıntı ekledi.
13 May 19:39 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Hearne, ihtişamlı hayvanlarla çalışanların yoğun bir mahcubiyet ve utanç hissedip, ister istemez bir hesaplaşma anı yaşadığını; hayvanların derin anlamlar barındıran, bir o kadar da anlaşılması güç olan gözlerinin her şeyi özetlediğini söyler. Sanatın gözleri de derin ve çetindir, üstelik bakışları çoğu kişi için ısrarcıdır. Sanatın aptal olduğunu ya da en azından bize anlamlı gelecek hiçbir şey söyleyemeyeceğini varsaymak daha kolaydır. Bütün sanatların meselesi hakikatse şâyet, inkâr halindeki bir toplum ondan yararlanmayı pek bilemeyecektir.

Sanat Başkaldırır: Coşku ve Cüretkarlık Üzerine, Jeanette WintersonSanat Başkaldırır: Coşku ve Cüretkarlık Üzerine, Jeanette Winterson
Esengül E., Geçmişe Yolculuk'u inceledi.
12 May 15:14 · Kitabı okudu · 1 günde

Ehhh, yeter artık! Zweig görmekten tiksindim demiyorsunuzdur umarım. Zira diyorsanız sizi şöyle öteye alayım.

Son birkaç Zweig eseri kaldı okumadığım. Onları da okuyunca bitecek Zweig Külliyatı.

Geçmişe Yolculuk, anımsadığım kadarıyla şubatta raflara çıkmıştı. Çıktığı dönemde epey popüler olup halen de popülerliğini korumakta, her Zweig kitabı gibi.

Yeni baskısı yapılan ve çoksatan listelerini kasıp kavuran kitapları ya ilk dağıtıma çıktığı an ya da modası geçtiğin zaman okumayı seviyorum. Öyle de olmasını istiyorum.

Geçmişe Yolculuk'u popüler olduğu dönemde okumamın sebebi bu aralar kitap okumayı hızlandırdığım için dinlenmekti. Benim için iyi de geldiğini söyleyebilirim.

Çünkü Zweig ve kitapları benim için popüler değil, anlaşılması gereken bir literatürdür. Takdir edersiniz ki Zweig, biyografi yazarı. Özellikle Dostosyevski, Balzac, Stendhal gibi kült yazarların hayatlarını ve edebi yönlerini kaleme almıştır.

Aslında Zweig'ın öykü ya da novellalarında kuvvetli bir üsluba ve konuma sürükleyen onun sağlam bir ruh ve fiziksel tahlil/tasvirleridir. Onun eserlerinin bu denli okunmasının ve talep görmesinin de sebebi budur, kanaatimce.

Normalde bu paylaşımım kitap yorumu paylaşımı olacaktı. Lakin benim bu konuda ağzına kadar dolan bir sabır kovam var. Bu kovanın içindeki sabır dökülmeye başladı artık.

Neyse sakinim efendim! Lütfen Zweig'ı ve eserlerini tiksindirmek için çok fazla çaba sarf etmeyin! Biraz da Geçmişe Yolculuk hakkında bıdı bıdı yapıp gideyim.

Zweig'ın diğer kitaplarına nazaran zaman boyutunda sıçramalar var. Bu alışık olmadığımız bir durum. Trene binen çiftimiz geçmişte yaşadıklarını anımsayarak oldukları zamanda bir hesaplaşma yaşıyorlar. Ancak şöyle bir durum da var ki klasik bir Zweig eseri, aşk anlatan. Yine bir savaş dönemi var ortada. Mecburiyet'te olduğu gibi. Fakat her kitabını birbirinden ayıran şu özellik bu kitabında da var, onları farklı kılan: Kuvvetli, aşikar ve sarsan ruh tahlilleri.

Bence Zweig eserleri, günümüz yazarları için kaliteli bir kılavuz rehber olabilir.

Sevgilerimle...

Oğuz Atay Halid Ziya Uşaklıgil için;
"Halid Ziya'nın kahramanları daima kendileriyle hesaplasirlar.Yani ister iradeleri zayıf olsun ister hayatla mücadele edecek güçleri olmasın,bu hesaplaşma'dan yenik düşerler ama onlar hiçbir zaman,"Ben bu olaydan sorumlu değildim.Ben kaderin kurbanı oldum" diye işi kolayca geçiştirmeye kalkışmazlar.

Zeynep Aysu Otlu, Hesaplaşma'yı inceledi.
07 May 01:36 · Kitabı okuyor · 10/10 puan

Kitabın yaklaşık yarısındayım ama dayanamadim.Ben tarih ile ilgili bir kitap olup da aynı zamanda bu kadar ağır olmayan, akıcı, süssüz bir dile sahip kitap görmedim. Dil o kadar sade ve guzel ki.Fotoğraflarla desteklenmesini söylemiyorum bile. Bence tarihle ozellikle 2. Dünya savasiyla ilgilenen veyahut ilgilenmeye başlamış kişiler için kemik bir kitap olabilecek konumda. Her şey açık ve net.Daha yarısında böyle beğendiysem sonunda düşünemiyorum. Alın ,okuyun!

Recep, bir alıntı ekledi.
02 May 19:50 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Vermeme olanak yok bana verdiklerini
Ama ayrılırken bir hesaplaşma da gerekli
Geçmiş bunca güzellikten bir anı olarak
Ben seni alayım istersen sen de beni

Unutulmuş Kent, Onat Kutlar (Sayfa 41)Unutulmuş Kent, Onat Kutlar (Sayfa 41)
Esengül E., Boyalı Peçe'yi inceledi.
 02 May 13:39 · Kitabı okudu · 2 günde

1924 yılında tefrika halinde yayımlandığı dergiye açılan davalara bakılırsa 'insanın kendi gizliliği içerisinde beslediği can yakıcı faktörler'in Boyalı Peçe'de tokat gibi yüze değdiği fikri kaçınılmazlaşıyor.

Peki bu kaçınılmazlık kadın teması etrafında gelişiyorsa bu mevzunun içinde bir bit yeniği mutlaka vardır. Şöyle ki kitaba hakim olan konu; kız çocuğunun yetiştirilmesi, gençlik çağına gelmesi, gençlik çağındayken ebeveynlerin beklentileri, evlilik, evlilikten beklentileri ve kadın-erkek ilişkisindeki kadının yeri.

Kız kardeşi Doris'in aksine güzelliğiyle tanınan Kitty'nin hayatını şekillendiren evlilik için yapacağı seçimler, adaylar, adayların statüsü ya da mesleği ile alakalı birtakım kriterler üzerinden yazarı Maugham, tüm kaygısını kitaba aktarıyor.

Erkeğin mesleği, statüsünü belirlerken hayatına girecek olan kadın için de önemli(!) bir unsur olduğundan evliliğin derin manasından ziyade dışarıya yönelik bir mana sergilemesi, gereksinimleri ikinci plana itiyor. Ve beklenen huzur, mutluluk edinilemiyor.

Kitabı okuduğum süre içinde Kitty'nin evlenmiş olduğu bakteriyolog Walter'la hesaplaşma içerisine düştüğüm şu 'hislerini yaşayabilmek, anlatabilmek ve dışa dönük olabilmek' mevzusundan Kitty'nin derdine pek odaklanamadım. Çünkü Walter'ın kendini ifade etmekteki pasifliği beni yordu.

Kuru ve manasız bir evlilik teklifinin ardından Kitty'nin evet cevabıyla yola çıktıkları evlilik kurumu, iki tarafında beklentisini karşılayamıyor. Aralarındaki iletişimsizlikten ötürü sevgisizlik meselesi var. Ardından ihanete sürüklenen kadının çetrefilli bir karar vermesi gerekecek. Psikopata bağlayan Walter ve Kitty'nin kolera salgınıyla imtihanı.

Japon kültürünün izlerini taşıyan bu kitabı okurken Kitty'nin uğradığı değişime birebir şahit oldum. Bu değişim onu düşüncelerinin, hayatının sığlığından çeviriyor ve asıl gereksinim duyulan nasıl yaşamak gerektiği gayesine yönlendiriyor.

Sorgulayan, sorgulatan kitapları okumak, kimi zaman vebalı bir okumak edinimi gibi dururken bunun üstesinden gelebildiğim hissiyle Boyalı Peçe'yle muhabbet ettim, dün tüm gün boyunca.

Kitabın hakkında 'dava' gerçeğini ve kaygısını göz önüne taşırsam 'okuyun' derim.