fatih çok hoyrat bi' delikanlıydı. aklı bi' karış havada gezerdi. yaşı yirmilerinde başı hâlâ çocuksuydu. bazen ne yapacağını bilemez, bazen de kendinden büsbütün emindi. müzik dinleyerek uzaklaşırdı her şeyinden. en çok duman'ı. kedisi de vardı duman diye hatta. ah fatih ah. kedi ruhlu koca çocuk. birisine büsbütün teslim edemezdi kendini. aklında kaç tilki dolanırdı, konu aşk ise. bazen de istediğinde net olurdu. dümdüz isterdi sevdayı. deli akardı damarlarındaki kan. yarı çelimsiz vücudu, uzun dalgalı saçları vardı. gözleri, ah o gözleri. insanı yerden yere vururdu baktığın zaman. sanki zifirin koyu siyahıydı da içine geçerdi girdabının. herkes etkisi altına girerdi. ama fatih her zaman o kişiyle kendisinin aynı yörüngede olmadığını söylerdi. gülfemin içi günden güne daha kararırdı. hem ondan uzaklaşmak hem de onsuz adım atamazdı. fatih işine geldiği gibi davranırdı kimi zaman. belki gülfemi hissederdi, belki alaya alırdı belki de hoşlanmazdı onun kadar. diyorum ya fatih hoyrat adamdı diye. gözünün önündeki saf sevgiyi göremezdi. belki onu da dinlesen vardı yüreğini dağlayan biri. ama gülfem bundan emin olamazdı hiç. bu yüzden sessizleşti gülfem. bi' taraftan da bütün gurursuzluğuyla dört duvara haykırdı sevgisini. artık anlasın diye. ama sustu en çok. ben gülfemin yerine konuşacak olsam derdim. ulan fatih. ulan. aç gözlerini be aptal çocuk. gözünün önündeki saf sevgiye bak. oradan buradan aylak aylak dolandığın kalplerin yerine bi' kere de hak eden kalbe ver şansını. ah ulan fatih. gülfemin sevgisini kaybetmeden kıymetini bil. bil fatih bil. ama fatih yine bilmezdi kıymetini. gülfem de çıkmazın içinde kendini yer bitirirdi zaten.
#e.