senin gidişinden beridir ilk defa evinin ordan geçtim. hasarlı evin. çatlamış duvarların. ekseni kaymış zeminin. başıboş kalmış odaların. evin bile senin yokluğunda harabeye dönmüş. ama hâlâ bi' şekilde ayakta duruyor. biliyorsun ki cânım aynı benim gibi. merdivenin deki sarmaşıkların solmuş, korkulukların toza dumana bulanmış. attığım her adımda bin parça oldum. bin anıyla baş başa kaldım. duvarında asılı duruyor çocukluk fotoğrafımız. gözlerim masum gözlerinde. adımlarımın her santiminde kulaklarımda çınlar sesin ve şarkımız. bütün hislerimin en güzeli. seni evinde ziyaret edemediğim bayramlar geldi. balkondan sarkıp sigara içişin, yarım gülüşün ve siyah gömleğin. tapılası bi' adamdın. belki de tanrı bu yüzden seni yanına almayı reva gördü bana. bu bayram çakmak çakmak bakmayacaksın ama toprağın sen kokacak. artık toprak kokusunu daha çok seviyorum. senin kokun daha hâkim. cânım. her yer, her şey hâlâ aynı. tiz bi' acının buruk tebessümüyle. yıldızlardan çok evinin ışığına bakardım geceleri. geldin mi gelmedin mi diye. bilmeden yarı yolda karışılaşmak için. şimdi geceyi de izlemiyorum yıldızları da. gece vardı, ben vardım, sigaram vardı, evin vardı penceremden izlediğim. ama artık ışıkların yanmıyordu. ben vardım. biz vardık. artık sen yoktun. zaman en çok seni götürdü benden.
#e.