Fatmanur Yıldız

İnsan bir ağacın altına oturup da susmak istiyor.. uzun uzun.
Reklam
“Her şey ne için?” diye sordu boş bulunup. Bilmem kaç milyar insan bir anda başına üşüşüp linç ettiler onu. Çünkü bu soru tedavülden kalkmış şeyleri hayata geri çağırıyordu. Etrafında ne yaşanıyor olursa olsun, kendi hikayesini hiç kaybetmeyen insanlar da var. “Dışın kalabalıksa kendine bir tenhalık ararsın” dedi beyaz saçlı adam, “ya için kalabalıksa!” Gökhan Özcan
İmanlarına iman katsınlar diye müminlerin kalplerine güven indiren O'dur. Göklerin ve yerin orduları Allah'ındır.Allah bilendir, herşeyi hikmetle yapandır. (Fetih/4)
İnsan ve düşüş
Bu başlığı aklıma getiren Sezai Karakoç’un “Düşen insandır” diye başlayan hakikatli cümlesi oldu.Cümle aynen şöyle:”Düşen insandır, hayatın sesini işiten,iç sesini duyan…”İnsanın ‘düşen’ bir varlık olduğunu, varolduysa şayet düşmesinin de elzem olduğunu anlıyorum bu cümleden. Hz. Adem ile anlatıyor bu düşüşü ve insanı Sezai Karakoç. Düşüşü bilmeyen insana esefleniyor adeta. “Âh! Düşüşsüz insan! Benden övgü bekleme.Düşüşün tadını almayan insan! Senin,yücelerin serinliğinden,arılığından ne haberin vardır ? Ruh gecesinin yedi katlı karanlığına batmamış yürek!Sana ışıklar ve karanlıklar ne der? Ey zindanda bir gece geçirmemiş dost, güneşe doğru çılgın koşuyu yapacak çocuk olabilir misin?” Bu satırların altını çizerken yüreğim bir garip, bir ılık rüzgara tutuluyor sanki. Bir iklim gibi. “İnsan” ve “düşüş” ü bu denli iç içe yaratan, lakin yüzünü O’na dönenleri düştüğü yerde bırakmayan bir Zat-ı Zülcelal’in sonsuz rahmet denizinde buluyorum kendimi… İnsanın olduğu yerde “düşüş” muhakkak demek ki. Küçük veya büyük illa bir düşüş… Kaldırmak için, varmak için… Ne çok dünya düşüşlerimiz var değil mi? İçimiz bazen öyle bir kuyudur ki, bu düşüşlerle her yeri karanlık sanırız. Oysa aydınlık şuracıkta, göğsümüzde durur. Kalbimize döndükçe, geçeriz kuyulardan ve dahi karanlıklardan. Tekrar tekrar hatırlamalı; düşüşsüz insan olmaz. Öyle diyor yazar. O vakit düştüğümüze eseflenmeden, kime el uzatıyoruz, kimin kaldırmasını bekliyoruz, hangi kapıda bekleşiyoruz ona bakmalı… Yüzümüz kime dönük? Bize bahar getirecek, dallarımızı çiçeklendirecek mevsime çevirdik mi yüzümüzü? Bak ne diyor kalbi sonsuzla çiçeklenen şair: “Yüzümüzü Allah’a çevirdiğimiz vakit, başka bir iklim, başka bir mevsim başlamıştır.” O güzel iklimi solumak için çevirmeli yüzü, gözü, gönlü… Düştüğümüzü bilen bir kalple,
Sükûta sığınıyorum kimi zaman. Bazen bir kalbe,bazen kalbime Bazen bir kitaba, ortasına oturup, Sayfalar sarsın istiyorum yaralarımı.. •Rahledeki mürekkeb Zarif fanzin,yaprak dökümü sayısı
Reklam