BÜYÜLÜ VADİ
Uzak diyarlardan birinde bir ülkede bir vadi vardı. Bu vadi ‘’Büyülü Vadi’’ olarak anılırdı. Ona bu adı veren ise, vadideki ilginç bir dükkan ile bu dükkanda yaşananlardı. Ünü ülkenin dört bir yanına yayılmış olan dükkanın adı ‘’Büyü Dükkanı’’ idi. Her insanın yaşamında çok istediği ancak sahip olamadığı şeyler vardır. Ya da sahip olup kaybettiği şeyler... İşte bütün bunlar büyü dükkanına gelme nedeniydi. Müşteriler hayal edebildikleri her şeyi isteme ve alma hakkına sahiptiler, tabii bedelini ödedikleri takdirde. Bu bedelin ne olacağı, dükkan sahibiyle yaptığınız pazarlık sonucunda ortaya çıkardı. Ancak Büyü Dükkanı’nda maddi bedellerin hiçbir hükmü yoktu. Herkes çok istediği bir şeye sahip olmak uğruna gelir ve mutlaka alabileceği en iyi şeyi almış olarak çıkardı. Ama genellikle aldığı şey, istediği şeyden çok farklı olurdu.
‘’İyi sabahlar, girebilir miyim?’’ diye sordu müşteri. ‘’İstediğim şeyi bir tek sizin dükkanınızda bulabileceğimi söylediler. Karşılığında ne isterseniz veririm.’’
‘’İstediğiniz şeyin ne olduğunu öğrenebilir miyim?’’
‘’Ben bugüne kadarki hayatımı geri istiyorum, mümkün mü?’’
‘’Elbette mümkün, biliyorsunuz dükkanımda her şey mevcut. Ancak tam olarak yardımcı olabilmem için bana geri istediğiniz hayatı anlatabilir misiniz?’’
Hüznünün yüzüne yansımasına engel olamayan müşteri, yaşlı satıcının sorusu karşısında ancak şunları söyleyebildi;
‘’Geçmiş yaşamımda birçok hata yaptım. Bunlar için pişmanlık duyuyorum. Yanlış kararlar verdim, kayıplara uğradım. Bir gün birisi bana sizden ve büyü dükkanınızdan söz etti. Büyük bir umutla hemen size geldim. Lütfen elli beş yılımı bana geri verin.’’
‘’Yani siz pişmanlık duyduğunuz hayatınızı yeniden yaşamak mı istiyorsunuz?’’
‘’Elbette hayır, ben yalnızca kaybettiğim yıllarımı geri istiyorum. Eğer bir