İbrahim Kalın’ın Barbar Modern Medeni adlı eseri, modernlik, medeniyet ve barbarlık
kavramlarının tarihsel, sosyolojik ve ideolojik temellerini irdeleyen kapsamlı bir çalışmadır. Eser, özellikle Batı merkezli medeniyet anlayışının tarih boyunca nasıl şekillendiğini, yerleştirildiğini ve bu süreçte barbarlık ile medeniyet arasındaki sınırın nasıl bulanıklaştığını tarihsel kesitlerle bize sunmaktadır. Bu bağlamda yazar, medeniyetin çok katmanlı ve siyasi polemiklere konu olan bir yapı olduğunu vurgulayarak zihnimizde bu bulanıklığı berraklaştırmayı hedeflemektedir. Kalın medeniyet düşüncesini, dünya görüşü ve varlık tasavvuruyla ilişkilendirerek insan, tabiat ve toplum için ifade ettiği anlamların üzerinde yoğunlaşarak medeniyeti farklı perspektifler üzerinden değerlendirmemize olanak sağlamaktadır. Medeniyet kavramının genel muhasebesini yaparak bulunduğumuz noktada hâkim olan medeniyetin bizi getirdiği noktayı incelemektedir.
Kitap, modernleşme ve modernite kavramları üzerinde durarak modernleşmenin
yalnızca ilerleme ve refah getiren bir süreç olmadığını, aksine yeni türde barbarlıkların ortaya çıkmasına zemin hazırladığını savunmaktadır. Tarihsel örneklerden güncel tartışmalara kadar geniş bir yelpazede analiz sunarak okuyucunun medeniyet algısını sorgulamasını ve belki de yenilemesini sağlamaktadır. Coğrafyayı dikkate almadan toplumların, devletlerin ve medeniyetlerin mahiyetini kavramanın güç olacağını düşünen yazar, bununla ilgili İpek Yolu örneğinin üzerinde durarak (Kalın, 2018, s. 28) medeniyetlerin merkezi olduğundan bahsetmektedir. Tüccar, seyyah ve diplomatların seyahat ettiği; mal, teknik, fikir ve hikayelerin taşındığı İpek Yolu, kısa sürede gelenek, kültür, sanat ve medeniyet inşa etmiştir.
Tarih boyunca medeniyetlerin oluşumu ve gelişimi, yalnızca